12 Şubat 2016 Cuma

Casusluk ve Yasa Dışı Dinleme Davası İddianamesinden: Gülen Papa Ortaklığı

Eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan’ın da yargılandığı Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) “casusluk ve yasa dışı dinleme” davasının ilk duruşması 15 Şubat’ta yapılacak. İddianamede Fethullah Gülen hakkında çarpıcı tespitler var. Gülen’in, Müslümanlarının ruhani liderliğine soyunduğu ve Papa ile siyasi birliktelik oluşturup Müslümanlarca kutsal sayılan yerlerin idaresinin üç dinin temsilcisine verilmesi gibi BM’ye önerge verebilecek seviyede dini ve siyasi argümanlar organize ettiğine dikkat çekiliyor.
Eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan’ın da aralarında bulunduğu 23’ü tutuklu 143 polisin yargılandığı “casusluk ve yasa dışı dinleme” davasında, tüm sanıkların “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, sanık Yılmazer hakkında ayrıca:

- silahlı örgüt kurmak veya yönetmek,
- resmi belgede sahtecilik,
- iftira,
- görevi kötüye kullanma,
- haberleşmenin gizliliğini ihlal,
- kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması,
- özel hayatın gizliliğini ihlal,
- kişisel verilerin kaydedilmesi,
- verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme,
- kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına karşın verileri yok etmeme

suçlarından bin 924 yıla kadar, Demirhan hakkında da aynı suçlardan 5 bin 735 yıla kadar hapis cezası talep edildi.


Dünya çapında istihbarat örgütü

FETÖ/PDY’nin anlatıldığı iddianamede, örgütün, elinde bulundurduğu tüm kurum ve kuruluşların sayısı ve büyüklüğü, ulaştığı mali güç ve topladığı para göz önüne alındığında dünya çapında bir istihbarat örgütü haline geldiği, Türkiye Cumhuriyeti Devletine gizli, örtülü ve açıktan savaş ilan ettiği, devletin kurum ve kuruluşlarıyla mücadeleye giriştiği ve elinde bulundurduğu medya gücüyle psikolojik harp taktik ve tekniklerini uyguladığının anlaşıldığı belirtildi.

Papa ile siyasi birliktelik oluşturdu

İddianamede örgüt lideri Fetullah Gülen ve örgüt hakkında şu değerlendirmede bulunuldu: “Gülen, ilk etapta devlete karşı savaş vererek hedeflere ulaşmanın yıpratıcı olacağını teşhis etmiş; bu nedenle mevcut sistemi yıkmak yerine devletin tüm kurumlarını ele geçirmeyi hedeflemiştir. Dünya siyasetine şekil vermeye çalıştıkları, örgüt liderinin kendisini dünya imamı olarak gördüğü, dünya Müslümanlarının ruhani liderliğine soyunduğu, Hristiyan âleminin ruhani lideri olan Papa ile siyasi birliktelik oluşturup Müslümanlarca kutsal sayılan yerlerin idaresinin dahi üç dinin temsilcisine verilmesi gibi BM’ye önerge verebilecek seviyede dünya çapında dini ve siyasi argümanlar organize etmek suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı paralel yapılanma teşkil ettirdikleri, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel siyasetlerine aykırı siyaset geliştirip uygulamaya koymaya çalıştıkları göz önüne alındığında Paralel Devlet Yapılanmasının gücü ve boyutları daha iyi anlaşılacaktır.”

Fethullah Gülen 1998 yılında Vatikan’a giderek Papa 2. Jean Poul ile baş başa görüşmüştü. Gülen’in bu görüşmede Papa’ya sunduğu mektupta geçen, “Dinler arası Diyalog İçin Papalık Konseyi misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz” ifadeleri dikkat çekmişti ve çok tartışılmıştı.
Tüm yasa dışı dinlemeler arşivinde

Örgüt lideri Gülen’in arşivinden de bahsedilen iddianamede, “Gülen’in sahip olduğu arşivde örgütün yasa dışı adli ve önleme dinlemeleri, kendine ait gelişmiş cihazlarla yaptığı teknik takip, telefon ve ortam dinleme kayıtları, kamu personeline yönelik fişlemeler ve örgütle teması olan öğrencilerin ve ailelerinin bilgileri bulunmaktadır. Kamu kurumlarında çalışan örgüt mensuplarının bilgileri de örgüt tarafından güncel olarak arşivlenmektedir” ifadelerine yer verildi.


Müşteki ve mağdurlar özenle seçildi

FETÖ/PDY şüphelilerinin 2008’den 2013’e kadar kesintisiz bir biçimde hukuksuz eylemlerini sürdürdükleri ve yasa dışı örgütlenme oluşturup suç işlemek amacıyla bir araya geldikleri belirtilen iddianamede, devletin istihbarat faaliyetleri kapsamında görevlerinin sağladığı nüfuz ve güçle, yasal yetkilerini görev gereklerine aykırı kullanarak, amaçlarına ulaşmak için toplumda ve kamuoyunda tanınan belirli ekonomik güce sahip kişileri, basın ve siyaset alanında belirli konumu olan, devlet bürokrasisi içerisindeki kişileri ve belirli dini toplulukların ileri gelenlerini terör ve organize suç örgütleriyle ilişkilendirdikleri ifade edildi.

Mağdur ve müştekilerin kullandığı telefon hatları, cihazlarıyla ilgili önleme dinlemesi faaliyetlerinin örgütsel bir amaç için gerçekleştirildiği ve bu şekilde elde edilen bilgi ve kayıtların örgütsel bir amaç için kullanıldığı kaydedilen iddianamede, şüphelilerin idari yönden yapmış oldukları bu usulsüzlük ve aykırılıkların Türk Ceza Kanunu’ndaki karşılıklarına da yer verildi. İddianamede, “PDY şüphelilerinin amaçlarına ulaşmak için araç suçları kesintisiz ve sürekli bir şekilde toplumun tüm katmanlarına karşı işledikleri anlaşılmıştır” denildi.

Çok sayıda ünlü isim dinlendi

Emekli Orgeneral Edip Başer, eski MHP Milletvekili Ümit Özdağ, Gençlerbirliği Spor Kulübü Başkanı İlhan Cavcav, öldürülen iş adamı Üzeyir Garih’in kızı Dalia Garih, iş kadını Leyla Alaton, eski manken Deniz Akkaya, oyuncu Peker Açıkalın ile gazeteciler Hüsnü Mahalli, Müge Anlı ve Oray Eğin’in de aralarında bulunduğu 57 kişinin “mağdur” olarak yer aldığı iddianamede, iş adamları Aydın Doğan, Mehmet Ali Yalçındağ, İnan Kıraç, Adnan Polat, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, eski MHP Milletvekili Özcan Yeniçeri, AK Parti Milletvekili Metin Külünk, eski TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, eski emniyet müdürleri Emin Arslan, Sabri Uzun ve Hanefi Avcı, gazeteciler Fatih Altaylı, Ali Eyüboğlu, İbrahim Karagül, Fikret Bila ve Ahu Özyurt ile yazar Kadir Mısıroğlu’nun da aralarında bulunduğu 209 kişi ise “müşteki” sıfatıyla bulunuyor.

Müebbet hapis isteniyor

İddianamede, soruşturma kapsamında tutuklu bulunan eski emniyet müdürleri Erol Demirhan ve Ali Fuat Yılmazer’in de aralarında olduğu tüm sanıklar hakkında “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor.

İddianamede, diğer 141 sanığın “resmi belgede sahtecilik, iftira, görevi kötüye kullanma, haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” gibi suçlardan 35 yıldan 878 yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülüyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Okan Özsoy tarafından yürütülen “casusluk ve yasa dışı dinleme” soruşturması kapsamında ilk operasyon 22 Temmuz 2014’te gerçekleştirildi.

Aralarında Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan’ın da bulunduğu 18 şüpheli tutuklandı, bazıları ise adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı. Soruşturma kapsamında, ikinci operasyon Kasım 2014’te Tekirdağ ve Edirne İstihbarat Şube Müdürlüklerindeki yasa dışı dinlemelerle ilgili yapıldı. Operasyon kapsamında aralarında eski istihbarat şube müdürlerinin de bulunduğu 5 kişi tutuklandı.

Savcı Özsoy’un, 26 Ekim 2015’te tamamladığı soruşturma sonucunda aralarında eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan’ın da bulunduğu 143 polis hakkında hazırladığı 721 sayfalık iddianame, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Savcı Özsoy, aralarında FETÖ/PDY’nin örgüt lideri Fetullah Gülen ile örgütün yöneticisi olduğu iddia edilen bazı sivillerin de bulunduğu 31 şüpheli hakkındaki dosyayı ayırarak, FETÖ/PDY’nin ana soruşturmasının yapıldığı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdi.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Okan Özsoy tarafından hazırlanan iddianamede, soruşturmanın, İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından İstanbul, Tekirdağ ve Edirne Emniyet Müdürlükleri bünyesinde bulunan istihbarat şube müdürlüklerinde telekomünikasyon yoluyla yapılan önleyici istihbarat faaliyetleri ile ilgili iletişimin tespit edilmesi, dinlenilmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesinde tespit edilen usulsüzlükler ve konusu suç teşkil eden eylemler hakkında çok sayıda tevdi raporu tanzim edilip gönderilmesi üzerine başlatıldığı belirtildi.

Soruşturma akabinde şüphelilerin çok sayıda kurum, kuruluş ve kişilere karşı hukuk dışı gizli ve açık, yönetmelik, genelge ve tamimlerde yeri olmayan çok sayıda değişik usul ve yöntemler geliştirerek, bu hukuk dışı usulsüz yöntem ve usulleri sırası ile hedef şahıslara uyguladıklarının anlaşıldığının tespit edildiği kaydedilen iddianame, İstanbul, Tekirdağ ve Edirne Emniyet Müdürlükleri bünyesinde bulunan istihbarat şube müdürlüklerinde telekomünikasyon yoluyla yapılan önleyici istihbarat faaliyetleriyle ilgili iletişimin tespit edilmesi, dinlenilmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesinde belirlenen usulsüzlükler ve suç teşkil eden eylemlere yer verildi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme