7 Şubat 2016 Pazar

Zaaf Avcılığı ve İtibar Cellatlığı

Şu bir gerçek ki “Paralel Devlet Yapılanması (PDY)” olarak adlandırılan yapının gadrine uğramadan onun mahiyetini, zihniyetini, etkisini, gücünü idrak edip anlamak neredeyse imkânsızdır. Hele çıkarları onlarla kesişenlerin, zaaflarıyla onlara esir düşenlerin bunu isteseler de başarmalarına imkân ve ihtimal yoktur. 

Nitekim bu yapı, kendilerine mensup olmayanları iki gruba ayırmakta ve öyle değerlendirmektedir. Buna göre ilk grup, zaaf ve(ya) çıkarlarından ele geçirile(bile)n tutsaklardan oluşurken ikinci grup ise sayıca az da olsa zaafı ve(ya) çıkarıyla kontrol edilme imkânı bulunmayan “asiler”den müteşekkildir. Kuşku yok ki bu ikinci grup, FETÖ/PDY için can sıkıcı ve ciddi bir tehdittir. Dolayısıyla bunların en kısa sürede etkisizleştirilmesi ve tehdit olmaktan çıkarılması gerekmektedir. Bunun en etkili yolu ise tabii ki en iyi bilinen ve en çok uygulanan “itibar” suikastıdır.

Belirtmek gerekir ki FETÖ/PDY'yi en iyi tarif edecek ifade, “zaaf/çıkar avcılığı ve itibar cellatlığı” olacaktır. Nitekim bütün dikkatlerini özel hayatlara yoğunlaştırmalarının, telefon ve ortam dinleme faaliyetlerinin, çekilen gizli görüntülerin, üretilen sahte delillerin yöneldiği tek hedef kişinin onur ve saygınlığı yani toplum içerisindeki “itibarı” olmuştur. İnsani ve etik kaygılardan arındırılmış “saf” bir niyetle bu kolaycı yöntem rahatlıkla tercih edilmiş; böylece birileri enselerinden yakalanıp adeta bu yapıya göbeklerinden bağlanırken birileri de itibarları üzerinden infaz edilerek cezalandırılmıştır.

Ne acı ki bu satırların yazarı da başlangıçta FETÖ/PDY'nin bu (zih)niyetinden bihaber şekilde “akademi tutkusuna” yenik düşerek bunlarla aynı safta bulunma hatta bunları savunma gafletini yaşamış bir bahtsızdır. Kuşkusuz bu gafletinin bedelini, son bir yıldır Turgut Özal Üniversitesinde kendisine yaşatılanlarla ziyadesiyle ödediğini düşünmektedir. Ancak nedametini ifade etmenin de vicdani bir gereklilik olduğuna inanmakta ve FETÖ/PDY ile “imtihan edilmeyi” kendisi için bir şeref ve tekâmül vesilesi saymaktadır. Aşağıda paylaşılan yazışmaların ise bu doğrultuda değerlendirilmesi temenni edilmektedir.

A) Turgut Özal Üniversitesi ile sorun yaşanmaya başlandığı tarihten sonra “tesadüfen” ortaya çıkan 29 yıl öncesine ait haksız ve dayanaksız bir borç ile cebri icra tehdidine ilişkin yazışmalar

B) Turgut Özal Üniversitesinde 01 Nisan 2013’te başlayıp 01 Ekim 2015 günü sona eren bir sürece dair yazışmalar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme