16 Aralık 2017 Cumartesi

FETÖ Elebaşından Mahkemeye Tahliye Talimatı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan, kapatılan Zaman gazetesi çalışanının evinde bulunan dokümanın, “salıverme kumpasına ilişkin örgütün elebaşı Fetullah Gülen'in verdiği en somut talimat belgesi olduğunu bildirdi.



Fidan, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, kapatılan Zaman Gazetesi Görsel Yönetmeni Grafik Tasarım Sorumlusu Fevzi Yazıcı'nın evinde ele geçirilen dijital materyaller arasında yer alan doküman hakkında da bilgi verdi.

Başsavcı Fidan, dokümanın, örgütün salıverme kumpasına (Nisan 2015) ilişkin terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'in örgüt mensuplarına verdiği en somut talimat belgesi olduğunu belirtti.

“Bu sözde dava üzerinden 17/25 Aralık süreci, MİT tırları ihaneti ve sözde Selam Tevhid örgütünün meşrulaştırılmaya çalışıldığını” ifade eden Fidan, bunun, kumpasların Türkiye ayağında görev alan FETÖ'cü emniyet ve yargı mensupları ile bunlarla iş birliği içerisinde çalışan yabancı istihbarat servisleri tarafından gerçekleştirildiğini anlattı.

Fidan, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra örgütün medya yapılanmasına ilişkin hakkında gözaltı kararı verilen 52 kişi arasında bulunan kapatılan Zaman Gazetesi Görsel Yönetmeni Grafik Tasarım Sorumlusu Fevzi Yazıcı'nın 27 Temmuz 2016'da yakalandığını ve açılan davada hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendiğini anımsatarak, Yazıcı'nın evinde ele geçirilen dijital dokümanların incelendiğini anlattı.

EN SOMUT TALİMAT BELGESİ

Başsavcı İrfan Fidan, “Yazıcı'nın evinde ele geçirilen dijital materyaller arasında yer alan doküman, örgütün ‘salıverme’ kumpasına ilişkin terörist başı Fetullah Gülen'in örgüt mensuplarına verdiği en somut talimat belgesidir. Bu talimatı alan örgüt yöneticileri Mustafa Başer ve Metin Özçelik, tüm FETÖ üyesi şüphelileri (63 kişi) 25 Nisan 2015'te tahliye etmiştir. Bu şüpheliler arasında Hidayet Karaca, Ali Fuat Yılmazer, Nazmi Ardıç, Yurt Atayün, Ömer Köse, Yasin Topçu ve sözde ABD'deki davada tanıklık yapan Hüseyin Korkmaz da bulunuyor. Bu usulsüz tahliye kararı, (aynı gece) İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği'nce yok hükmünde sayılmış ve bu örgüt üyeleri tahliye edilmemiştir.”

BELGEDE TERÖRİST BAŞININ İMZASI VAR

FETÖ'cü Hüseyin Korkmaz'ın ByLock kullanıcısı olduğunu anımsatan Başsavcı Fidan, Korkmaz'ın eşi, Nazmi Ardıç'ın eşi, Ali Fuat Yılmazer'in eşi ve darbe teşebbüsüne katılan bir TSK mensubunun eşinin birlikte 25 Ocak 2015'te ABD'ye gittiklerini söyledi.

Dijital materyalleri incelenen Fevzi Yazıcı'nın şu anda sorgusunun devam ettiğini belirten Başsavcı Fidan, Yazıcı'nın 8 Nisan 2015'te Amerika'ya gittiğini, 18 Nisan 2015'te ise tekrar ülkeye giriş yaptığını anımsatarak, söz konusu örgüt üyesi tarafından verilen tahliye kararlarının da 1 hafta sonra gerçekleştiğini vurguladı.

Yazıcı'nın söz konusu Fetullah Gülen imzalı yazılı talimatı içeren belgeyi yanında getirdiğini kaydeden Fidan, söz konusu belgede terörist başı Gülen'e ait imzanın, yine Yazıcı'dan ele geçirilen saat ve çekte yer alan imzalar ile aynı olduğunun anlaşıldığını söyledi. Yazıcı'nın yanında getirdiği diğer belgeler ile ilgili sorgulamasının devam ettiğini, 100'e yakın flash diskin ele geçirildiğini aktardı. Fidan, söz konusu talimatı içeren belgenin de ABD'deki yargılamaya girdiğini anımsattı.

FEVZİ YAZICI HAKKINDA MÜEBBET HAPİS CEZASI İSTENDİ

Fevzi Yazıcı, 15 Temmuz darbe girişimini önceden bildikleri iddiasıyla Mehmet Altan, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak'ın da aralarında bulunduğu 7 sanıklı davada sanık olarak yer alıyor.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, 11 Aralık Pazartesi günü verilen mütalaada Yazıcı'nın, anayasayı ihlal suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi. Tutuklu yargılanan Yazıcı, söz konusu konuya ilişkin savcılıktaki sorgusu devam ettiği için son duruşmaya katılmadı.

Kaynak: AA

21 Kasım 2017 Salı

Bu Topraklar Sizi Affetmeyecektir!


Bugünlerde çok tuhaf şekilde FETÖ’cü Twitter hesaplarının ve İnternet sitelerinin yorumlarında büyük bir hareketlilik yaşanıyor.

Hesap soracağız, cezalandıracağız, siz gününüzü göreceksiniz mealinde tehditleri yine ortalığa salmaya başladılar.

Hem bu hesaplar hem de hangi sitelerde hangi yorumları yapıyorlar; hangi partilere, yazarlara ve İnternet sitelerine sızmaktalar yakın takibimizde...

Bir cevvallik, bir hareketlilik dikkatimizde!

Bu şeytanlara buradan sesleniyorum, Cumhuriyet artık sizin her türlü pislik ve kumpaslarınızı oynatacağınız yer değildir; Cumhuriyet aklen, fikren çok değişti ve tetiktedir…

Türk milleti çok değişmiştir, bundan beş ya da on yıl öncesi o kolayca tecavüz ettiğiniz, manipüle ettiğiniz, parasını çaldığınız, dinini kitabını sattığınız o Türkiye yok karşınızda…

İşgal, bomba, kumpas, ajanlık ve acılar yaşattınız, biz bu acıları, korkuları, tecavüzleri birebir yaşadık ve bunlar milletimizi çok değiştirdi.

HÂLÂ APTAL, KUKLA VE KÖPEKSİNİZ

Af, asla olmayacaktır; bağışlama, kitabımızda yoktur.

Şu anda dünyanın hangi coğrafyasında olursa olsun gittiğiniz okullar, açtığınız dükkanlar, bindiğiniz uçaklar, adresleriniz tek tek kayıt altına alınmaktadır; dünyanın bütün coğrafyalarında peşinize düşmek, size dünyayı dar etmek, bu milletin ve bizim boynumuzun borcudur.

Şeytani uyanıklığınıza hâlâ çok güveniyorsunuz, bir hükümet değişmeyle ya da NATO’yla hesaplaşmayla ya da Zarrab davasıyla önünüzün açılacağını sanacak kadar hâlâ aptal, kukla, kör ve köpeksiniz!

FETÖ davası Türk Milleti’nin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin davasıdır.

Asırlar geçse dahi beş kuşak sonrasındaki tohumlarınızın tohumları dahi bulunup yakalanıp cezalandırılacaktır.

Türk ordusuna tecavüz ettiniz, Türk Milletinin ırzına geçtiniz; Türkiye’nin iyi niyetini, demokrasini, medyasını hain düşmanlarla ortaklaşıp maniple ettiniz ve hâlâ bir şansınız kaldığını sanacak kadar ham hayaller içindesiniz.

Sizi var eden bütün kaynaklar, irtibatlar düşmanımızdır.

Hâlâ bir umut peşindesiniz öyle mi, hâlâ hangi yalan umutların peşindesiniz, vicdan mı bıraktınız umut mu bıraktınız…

Esirgeyen ve bağışlayan Allah affetsin, bu topraklar sizi affetmeyecektir!

Bu topraklar artık yalanlarınıza, ucundan sığındığınız partilere, hâlâ sızmakta olduğunuz İnternet sitelerine ve yazarlarına ve gazetecilerine, hiçbirinin gözünün yaşına, asla bakmayacaktır.

Bunları söylerken hiç de üzgün değil aksine çok gururluyum: Zerre ucundan kenarından birazcık affınıza inananın dahi düşmanıyız!

Devletimize, cumhuriyetimize ve dinimize ve birliğimize bunca tecavüzü normal görecek geçiştirecek, hukuk kılıfına uyduracak, arada kalanları güya ayıklayalım bahanesiyle yasa değiştirecek şerefsizlerden hiç değiliz!

Nihat Genç
20 Kasım 2017

19 Kasım 2017 Pazar

Takke İçinde İç Çamaşırı: “Don”lu Motivasyon

Adana merkezli 3 ilde FETÖ/PDY'ye yönelik operasyonda 9 kişi gözaltına alındı. Zanlıların birinin evinde Fetullah Gülen'in ABD'den gönderdiği iç çamaşır parçaları olduğu, zanlının bu parçaları örgüt üyelerine vererek motive ettikleri ileri sürüldü.



Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, örgütün şifreli haberleşme programı “ByLock” kullandığı ileri sürülen kişilere yönelik operasyon düzenlendi. Adana merkezli 3 ilde eş zamanlı gerçekleşen operasyonda, aralarında Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bir ilin ablası Fatma Ş. ile bölgenin il ağabeylerinin danıştığı örgütün üst düzey sorumlusu olan eşi İhsan Ş. ile birlikte biri 1. sınıf, diğeri 4. sınıf emniyet müdürü toplam 9 kişi gözaltına alındı.

GÜLEN'İN İÇ ÇAMAŞIRI PARÇALANMIŞ HALDE TAKKE İÇİNDE BULUNDU

Operasyonda örgütün önemli isimlerinden Osman A. da gözaltına alındı. Zanlının saklandığı gaybubet evinde yapılan aramada Fetullah Gülen’e ait olduğu ve Pensilvanya’dan getirilen iç çamaşırlarının bir takke içinde seccadenin yanında bulunduğu ileri sürüldü. İç çamaşırlarının kesilerek örgüt üyelerine dağıtıp motivasyon sağlandığı, yakalanan ya da yakalanmış örgüt üyelerinin itirafçı olmalarının önüne geçilmeye çalışıldığı iddia edildi. Ayrıca Osman A.nın evinde yine çok sayıda örgütün yayın organları ait kesilen makbuzlar ele geçirildi. Zanlının örgütün yayın organlarına vatandaşları abone yapıp parasını da örgüte aktardığı iddia edildi. Daha önceki operasyonlarda da Gülen'in yarım bıraktığı yiyecek, içmediği su, mendili gibi şeylerin örgüt üyelerine dağıtıldığı ortaya çıkmıştı.

KARI KOCA 17-25 ARALIK'TAN BERİ ARANIYOR

FETÖ’nün sözde kendi devlet modelini uygulamak istediği ilin ablası olan Fatma Ş. ile eşi İhsan Ş.’nin 17-25 Aralık operasyonunun bir ay öncesinden bu yana arandığı belirlendi. Karı-koca, Adana'da Belediyeveleri Mahallesi'ne yapılan operasyonda yakalandı. Zanlı karı kocanın çok kez ABD’ye gittikleri bir süre burada kaldıktan sonra tekrar geldikleri de ileri sürüldü. Fatma Ş.’nin vali ve vali eşleri ile birlikte koordine ettikleri kermes ve daha değişik etkinliklerde elde ettikleri paraları FETÖ’ye aktardığı, genç kızları örgütle bağlantısı olan erkeklerle evlendirdiği ortaya çıktı. Polis tarafından yakalanan çiftin üzerinde sahte kimlikler çıktı. Zanlıların emniyette sorgusu devam ediyor.

Kaynak: Hürriyet

10 Kasım 2017 Cuma

50 Bin Doları Ver, “Büyülü” Kıtmir Kolyeyi Kap!

Malatya'da aralarında FETÖ'nün “il imamları”nın da bulunduğu sanıkların yargılandığı davada iş adamı M.E. 2011'de ABD'deki örgüt elebaşı Fetullah Gülen'i ziyarete gittiklerinde hürmete binaen yanlarında 50 bin dolar götürdüklerini anlattı.




Malatya'da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) ilişkin davada yargılanan ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için itirafçı olan iş adamı, 2011'de ABD'deki örgüt elebaşı Fetullah Gülen'i ziyarete gittiklerinde “hürmete binaen” yanlarında 50 bin dolar götürdüklerini, örgüt toplantılarında ikram edilen yemeğin ve meyvenin dahi parasının kendilerinden alındığını anlattı.

Malatya'da FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturma kapsamında “silahlı terör örgütüne üye olmak ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun'a muhalefet” suçlarından haklarında dava açılan, aralarında il imamlarının da bulunduğu 15'i tutuklu 33 sanığın yargılandığı davada, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için itiraflarda bulunan iş adamı M.E. örgütün yapılanması, faaliyetleri ve yaptığı usulsüzlükler hakkında detaylı bilgiler verdi.

M.E. örgütle 1994-1998 yıllarında bir arkadaşının yönlendirmesiyle tanıştığını belirterek, sohbet gruplarıyla her hafta bir araya geldiklerini söyledi.

Sohbetlerde himmet toplandığını, kendisinin de uzun yıllar örgüte himmet verdiğini belirten M.E. bir yıl içinde örgüte verilmesi gereken himmet miktarının esnafın maddi durumuna göre il imamları tarafından belirlendiğini anlattı.

M.E. il imamının sohbet toplantısında ayağa kalkarak, kendilerine “Sen bu yıl ne kadar himmet vereceksin?” diye sorduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

“Bizler de verebileceğimiz miktarı söyler, o da kabul ederse himmeti bir yıl içinde ödemeyi taahhüt ederdik. Genelde il imamları, sohbet grubumuzdaki arkadaşların vermesi gerekenden daha fazlasını taahhüt ettirirdi, biz de kabul ederdik. Bu himmeti bir yıl içinde parça parça ya da tek seferde peşin olarak öderdik. Ben ilk başta 5 bin lira verdim, sonraki yıllarda bu meblağ artarak yıllık 50 bin liraya kadar ulaştı. Hatta il imamı bize 'Himmeti tamamen zekat olarak düşünün ve her yıl vermeniz gereken zekatı, himmet olarak bize verin.' şeklinde telkinlerde bulunurdu.

Her sohbetten sonra yediğimiz yemeğin, meyvenin ya da çerezin parasını alırlardı, içimizden biri bu parayı kesin öderdi.”

Aynı şekilde “burs” adı altında da para toplandığı bilgisini veren M.E., yıllık ortalama 50-60 bin lirayı il imamı veya muhasebecisinin elden teslim aldığını anlattı.

HİMMETTEN ÖRGÜT ELEBAŞI GÜLEN'E YÜZDE 10 KOMİSYON

M.E., Malatya merkez ve ilçelerden gelen bütün himmetlerin il imamında toplandığını belirterek, şunları kaydetti:

“2007'de Malatya'da örgütün toplamış olduğu himmet ve burs gelirinin yaklaşık 2 milyon liranın üzerinde olduğunu hatırlıyorum ancak himmet ve burstan elde edilen gelirler genelde bize tam olarak söylenmiyordu. Himmet gelirinin her dönem açık verdiğini söylüyor ve açığın kapanması için ekstra para talep ediyorlardı ya da tanıdığımız esnaftan biraz daha para toplamamızı istiyorlardı. 'Toplanan himmet ve burs paraları neden yetmiyor?' diye sorduğumuzda il imamları, 'İlde toplanan burs ve himmetlerin yüzde 10'u bağlı olduğumuz Gaziantep bölgesine gidiyor, buradan da Amerika'ya Fetullah Gülen'e yıllık 'kdv' (Örgüt içerisinden kdv olarak adlandırılan, toplanan himmetlerden yıllık olarak verilen komisyon) gönderiliyor.' diyorlardı.

Bu yüzde 10'luk kısmı da il imamları, kendileri bizzat Gaziantep bölge imamlarına elden teslim ediyormuş. Bunu Malatya gibi Türkiye'deki bütün iller yapıyormuş. Kısacası Türkiye'de toplanan bütün himmet ve burslardan elde edilen paraların yüzde 10'u örgüt liderine aktarılıyormuş.”

M.E., örgütün fatura temin yöntemini de anlatarak, “İl imamları, yıl sonunda esnaftan fatura bulmamızı isterlerdi. Buradaki amaç örgütün Malatya'daki eğitim kurumları veya yurtların bağlı olduğu şirketlerin gelir giderlerini dengelemek ya da az olan giderini fazlaymış gibi göstererek hem vergiden muaf olmak hem de şirketin gelirinden elde edilen paraları örgüte aktarmak. Bu fatura işlerine genelde bölgeciler ya da bizim dışımızdaki diğer mütevelli bakardı.” ifadelerini kullandı.

“HÜRMETE BİNAEN 50 BİN DOLAR”

Örgüte yeni katılan her kadına ve erkeğe verilen,
büyülü olduğu iddia edilen “Kıtmir Kolyesi” ile
 örgüte karşılıksız ve tam bir itaatle teslimiyet
amaçlanıyormuş.
M.E., mütevelli heyetindeki örgüt üyeleri ve il imamlarıyla ABD'deki örgüt elebaşı Fetullah Gülen'i ziyarete gittiklerini kaydetti:

“2011'de ABD'ye Fetullah Gülen'i ziyarete gittiğimizde, il imamı Eyüp Doğan (firari sanık), o yıl ki yüzde 10 kdv dışında, 'hürmete binaen' götürdüğümüz 50 bin doları, gümrükte sıkıntı olmaması için birlikte gittiğimiz kişilere parça parça bölüştürdü.” diyen M.E. şu bilgileri verdi:

“Pensilvanya'ya gittiğimizde üzerimizde taşıdığımız bu paraları Eyüp Doğan'a teslim ettik. Eyüp Doğan da bize bu parayı Gülen'in yardımcılarından birine Pensilvanya'da elden teslim ettiğini söyledi. Amerika'ya gittiğimizde burada Gülen'in sohbetine katıldık, iki gün FETÖ'nün Pensilvanya'daki villasında bulunan koğuş şeklindeki odalarda kaldık. Her sohbeti 30-40 kişilik grup dinliyordu.”

KITMİR KOLYESİ

M.E., 2014'te de örgüt elebaşı Gülen'i yine ziyaret ettiklerini anlatarak, “Bu gezide il imamı Yücel Yılmaz (tutuk sanık) yanında 20-30 bin dolar kadar para götürdü ve örgüt liderinin Pensilvanya'daki yardımcısına elden teslim etti. Burada 2 gün kadar kaldık. Örgüt lideri orada sohbet verdi ama ben sadece bir sohbetine katılabildim. Sohbetten çıkmadan önce bana hediye olarak namazlık verdiler. Ayrıca, sohbetin yapıldığı salonun köşesinde bir tabağın içinde kıtmir kolyeleri vardı. Bundan da bir tane aldım ve Malatya'ya gelirken küçük torunuma getirdim. Bu kolyelerin ziyarete giden ve isteyen herkese verildiğini biliyorum. beyanında bulundu.

Kaynak: AA 

4 Ekim 2017 Çarşamba

Turgut Özal Üniversitesinden ÖSYM’ye Soru Hattı

Darbecilerin Ankara’daki üssü olan Turgut Özal Üniversitesinde yapılan incelemede polis, özel bir odadaki bilgisayara bağlı hat buldu.



Türkiye’yi karanlığı boğmak amacıyla 15 Temmuz darbe girişimini tezgâhlayan FETÖ’cü alçakların oyunları bir bir deşifre ediliyor. FETÖ’nün eğitim ihaneti için üs olarak kullandığı Ankara’daki Turgut Özal Üniversitesinde polisin yaptığı detaylı araştırmada, alçakların milyonlarca öğrencinin emeğini nasıl çaldığı ortaya çıktı. Ankara Etlik’teki Turgut Özal Üniversitesinde yapılan incelemede özel bir oda ve buradaki bilgisayarlara gelen bir hattın olduğunu fark eden polis, bilişim uzmanlarına hattı inceletti. Yapılan incelemede hattın normal İnternet ağından bağımsız özel çekilmiş bir hat olduğu belirlendi. 

UCUNDAN ÖSYM ÇIKTI 

Hattın ucunun nereye vardığını araştıran polis günlerce süren uğraşlar sonunda 12 kilometre ötede bulunan ÖSYM Başkanlığına ulaştı. Yapılan incelemede hattın ucunun ÖSYM’de sınav sorularının hazırlandığı odaya ulaştığı belirlendi. Soruşturma kapsamında FETÖ’nün bu hat sayesinde yıllarca ÖSYM’nin düzenlediği sınavların sorularını günler öncesinden hat üzerinden Turgut Özal Üniversitesindeki bilgisayarlara aktardığı saptandı.

MİLYONLARIN EMEKLERİ BÖYLE ÇALINMIŞ!

Örgütün soruları üniversitede oluşturduğu ekip aracılığıyla sınava girecek örgüt üyelerine ulaştırdığı saptandı. Böylece milyonlarca öğrencinin ve ailelerinin yıllarca emek harcayarak hazırlandığı sınavlarda hakları yenmiş. Örgüt üyeleri hak etmedikleri halde yüksek puanlarla en gözde üniversitelere yerleşmiş. 

40 PERSONEL DE İHANET ZİNCİRİNİN HALKASI!

Geçtiğimiz temmuz ayında üniversiteye yönelik yapılan operasyonda 40 personel hakkında gözaltı kararı çıkarılmıştı. Yapılan soruşturmada personelin büyük çoğunluğunun ByLock kullanıcısı olduğu belirlenmiş ve bu kişiyle ile ilgili adli işlem yapılmıştı.

DÜZELTME

Haberde, Turgut Özal Üniversitesinin geçtiğimiz aylardaki bir operasyon sonrası kapatıldığı ve akademisyen ile personelinin tamamının “ihraç” ediliği bilgisi yer almaktaysa da bu bilgi  doğru değildir. Çünkü adı geçen Üniversite 667 sayılı KHK ile 23 Temmuz 2016 tarihinde kapatılmıştır. Vakıf üniversitesi olduğu için personelinin ihracı söz konusu değildir. Nitekim bu Üniversitenin personelleri üniversitelerin akademik kadrolarına başvurmakta, kimileri de avukatlık gibi ihraç edilen personelin yürütemeyeceği görevleri yapmaktadır. Daha ilginci ise bu Üniversitenin hukuk fakültesinden bir öğretim üyesi hâkim olarak atanmıştır ve Ankara Adliyesinde görev yapmaktadır.

Kaynak: Akşam

27 Eylül 2017 Çarşamba

Karısını Bile Tanımayan Mensuplarıyla FETÖ İnkârda Sınır Tanımıyor!

Darbecilerin oluşturduğu “Yurtta Sulh Konseyi” ana davasında ifade veren darbeci Albay Müslüm Kaya, eşinin adını okuyarak tanıyıp tanımadığını soran hâkime “Tanımıyorum” yanıtını verdi!


15 Temmuz Darbe Girişimi'ni gerçekleştiren hainlerin oluşturduğu “Yurtta Sulh Konseyi” ile ilgili ana dava İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görüşülmeye devam etti. Silivri'deki duruşmaya sanık olarak katılan eski 6. Motorlu Piyade Alay Komutanı Müslüm Kaya ise verdiği ifade ile “pes” dedirtti. Kaya, ifadesi sırasında eşinin adını söyleyip tanıyıp tanımadığını soran hakime "Tanımıyorum" yanıtını verdi.

Darbeci Albay Müslüm Kaya (en solda), ihanet girişiminden aylar sonra Konya Selçuklu'da bir başka FETÖ üyesi ile Mısır'a kaçmak üzereyken yakalanmıştı.
Hakim bazı isimler saydı ve Kaya'ya bu isimleri tanıyıp tanımadığını sordu. Ancak sanık tüm olay ve isimler için “Tanımıyorum, bilmiyorum.” diyerek cevap verdi. Hâkim, bu kez “Ayşenur Kaya'yı tanıyor musun?” diye sordu. Tanık eski Kurmay Albay Müslüm Kaya yine “Tanımıyorum” diye cevap verdi. Hâkim, “Bu söylediğim isim senin karın! Nasıl tanımıyorsun?” dedi. Bunun üzerine salonda gülüşme sesleri duyulurken sanık ise “Pardon” demek zorunda kaldı. Bu örnek Fetullahçı askerlerin bütün savunmalarının otomatik olarak inkâr ve ret üzerine kurulduğunun kanıtı olarak değerlendirildi.

15 Temmuz gecesi darbeciler tarafından oluşturulan Yurtta Sulh Konseyi isimli WhatsApp grubunda etkin şekilde faaliyet gösteren Albay Müslüm Kaya'nın, “Lojistik Destek Üssü kontrol altına alındı. Arıcılar Camisini susturuyoruz” dediği belirlenmişti.

HOCANIN DİLİNİ KESİN, GETİRİN!

Hain darbeci Kaya'nın ayrıca 6. Motorlu Piyade Alayının yakınında sala okuyan Arıcılar Camisini de işgal etmeye yeltendiği belirlenmişti. Camiden okunan salanın kışla içerisinden de duyulması üzerine Tuğgeneral Nebi Gazneli'nin Albay Müslüm Kaya'ya, “Halkı galeyana getiriyor, imamın sesini kesmemiz lazım!” dediği, Kaya'nın ise, Binbaşı Özgür Araz'a “Gidin ve şu hocanın dilini kesin, getirin” dediği ortaya çıkmıştı.

KONYA'DA YAKALANMIŞTI

Darbe gecesi yaptığı yazışmalarda kan donduran ifadeler kullanan Kaya'nın halktan ve polislerden mukavemet gösterenlere kanlı müdahale talimatları da bu yazışmalarda yer almıştı. 15 Temmuz Darbe Girişimi ardından firar eden Müslüm Kaya, Konya'nın Merkez Selçuklu ilçesinde gizlendiği evde yakalanmıştı. Kaya'nın firar etme planı yaptığı ortaya çıkmıştı.

Kaynak: Sabah

4 Eylül 2017 Pazartesi

FETÖ Elebaşının Yemek Artıkları İçin Birbirleriyle Yarışan Albaylar

FETÖ'nün GATA'daki yapılanmasına ilişkin iddianamede, örgüt üyesi tabip albayların FETÖ elebaşı Gülen'i mehdi olarak gördükleri ve yemek artıkları için birbirleriyle yarıştıkları anlatıldı. İddianamede yer verilen ihbar mektubunda, “(Sanık eski tabip albay) Abdulkadir T, bir hamlede hocadan artık kalan su dolu bardağı ve yarım İzmir köfteyi kaptı, dualar ve salavatlar çekerek köfteyi yedi ve üzerine suyu içti. Sanki zemzem suyu içiyor gibiydi” denildi.



Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 104 şüpheli hakkında hazırlanan FETÖ'nün GATA'daki yapılanmasına ilişkin iddianamede, GATA'da görevli albay rütbesine yükselmiş subayların Gülen'e nasıl biat ettikleri çarpıcı bir örnekle gözler önüne serildi. İddianamede yer verilen iki ayrı ihbar mektubunda GATA'ya sızmış FETÖ'cülerin örgütün elebaşı Gülen'le yedikleri bir yemekte yaşananlar anlatıldı.

Buna göre, GATA Sağlık Hizmetleri Yönetimi Bilim Dalında görevli bir grup, 1996 yılı yaz aylarında Harbiye Askeri Müzesinde düzenlenen Askeri Tıp Kongresi'ne katılmak üzere İstanbul'a gitti. Kongre toplantılarının bitmesinin ardından sanıklardan eski Doç. Albay Turan F. ve Abdulkadir T'nin aralarında bulunduğu bazı kişiler, Gülen ile yemek yemek üzere Altunizade'deki FEM dershanesine geçti.

SANKİ ZEMZEM SUYU İÇİYOR GİBİYDİ

İhbarcılardan biri yemekte yaşananları şöyle anlattı:

“Ziyaretçiler salonda beklerken bir süre sonra Gülen beyaz cübbesiyle ve vaiz sarığıyla salona girdi. Herkes ayağa kalktı ve hocanın yerleşmesini bekledi, sonra hep birlikte yere oturduk. Turan F, Abdulkadir T. ve ben, bize gösterilen yer sofrasına oturduk. Hep beraber aynı kaptan İzmir köfte yemeğini yedik. Gülen, salatadan yedi, dikkat ettim bir köfteyi tam yedi, bir köfteyi ise yarım bıraktı. Bir bardak suyun yarısını içti, yarısını bıraktı. Ekmeğin de yine bir kısmını yarım bıraktı. Belki on dakika, belki daha az sofrada bizle yemek yedi. Daha sonra bize 'afiyet olsun' diyerek, sofradan ayrıldı. O sofradan ayrılır ayrılmaz, Abdulkadir T'de garip bir telaş başladı. Sofrada Gülen'in hemen yanında oturan tanımadığım genc? de öyle bir telaşla atıldı. Abdulkadir T, bir hamlede hocadan artık kalan su dolu bardağı ve yarım İzmir köfteyi kaptı, dualar ve salavatlar çekerek köfteyi yedi ve üzerine suyu içti. Sanki zemzem suyu içiyor gibiydi. Yüzünde kimseye kaptırmadan ele geçirdiği ganimetin hazzı vardı.”

Gördüklerine çok şaşırdığını belirten ihbarcı, Turan F'nin kendisine “Hocanın kerametine nail olmak için yapıyorlar. Hoca pek fazla yemek yemez. Herkesle de yemeğe oturmaz. Ama askerleri çok seviyor, o yüzden bizim soframıza geldi.” dediğini aktardı.

Kaynak: Hürriyet

5 Ağustos 2017 Cumartesi

ByLockçu Hemşireden Eşine “1 Dolar” Notu

Malatya'da FETÖ soruşturmasında ByLock'u kullandığı iddiasıyla gözaltına alınan hemşirenin üzerinde aynı suçtan ceza evinde tutuklu bulunan psikolog eşine vermek için yazdığı not çıktı.



Malatya'da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında örgütün şifreli haberleşme programı ByLock'u kullandığı iddiasıyla gözaltına alınan hemşirenin üzerinde aynı suçtan cezaevinde tutuklu olan psikolog eşine vermek için yazdığı, cüzdanında bulunan bir dolarlık banknotla ilgili savunma yaparken söylemesi gerekenleri içeren not çıktı.

FETÖ/PDY'ye yönelik yurt genelindeki soruşturmalar aralıksız devam ederken gözaltına alınan bazı şüphelilerin ev ve üst aramalarında ele geçirilen deliller dikkati çekiyor.

Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, ByLock kullandığı iddiasıyla kentteki hastanede görev yapan hemşire N.D.nin adresine operasyon düzenledi.

Gözaltına alınan kadının cüzdanında, aynı suçtan ceza evinde tutuklu bulunan psikolog eşi H.D.ye vermek için yazdığı not çıktı.

Notta, eşine cüzdanında bulunan bir dolarlık banknotla ilgili savunma yaparken söylemesi gerekenleri yazan N.D. çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

TAVUK BURGER YEDİK, 9 DOLAR TUTTU YALANI

N.D.nin eşine ithafen yazdığı notta, şu ifadeler yer aldı:

“Bir doları açıklarken şöyle bir savunmamız olsun. Cidde Havaalanında uçağı beklerken yemek yedik (tavuk burger, 2 adet), 9 dolar tuttu. Para üstü olarak da bir dolar verdiler. Bir dolarla üzerimizde kalan bir riyali cüzdanımızın bir köşesine koyduk. Arama yapıldığı gün memurlar bir dolarla beraber bir riyali de gördüler. Bir doları aldılar. Biz de 'Neden bir riyali de almıyorsunuz?' dediğimizde, 'Bizim işimize bu yarıyor, biz alacağımızı aldık, bir riyale gerek yok.' dediler. Ben medyadan defaatle bir doların FETÖ üyeliği için kullanıldığını duydum. Gerçekten FETÖ'yle ilişkin olsa evimde bir dolar tutar mıyım? Ben öğrencilik hayatımdan bu zamana kadar FETÖ'nün ne dershanelerine ne de sohbetlerine gittim. Çevremde FETÖ ile ilişkili kimseyle diyaloğum olmadı. Buna iş yerindeki arkadaşlarım da şahitlik edecektir. Umreden döndüğümüzde bin 200 dolarımız daha vardı. Onu da 'Dolar bozdur kampanyasında' bozdurduk. O bir dolar unutulduğundan kaldı.”

ETKİN PİŞMANLIKTAN FAYDALANMAK GİBİ BİR GÜNDEMİMİZ YOK

ByLock suçlaması konusundaki kararı eşine bıraktığını belirten N.D. notunu şu şekilde tamamladı:

“Eğer ByLock ile ilgili bir suçlama da varsa o konuda karar senin. Kesinlikle etkin pişmanlık yasasından faydalanmak gibi bir gündemimiz yok. Sen FETÖ'cü değilsin, olmadığın bir şeyi kabul edip siciline işletme. Biliyorum, orada dardasın ama ben burada senden 2 kat daha fazla dardayım. Avukatla paylaştığın bilgilerden haberimiz oldu. Boynum büküldü. Yine de canın sağ olsun. Sen iyi ol yeter. Allah'a emanet ol inşallah. Bugünler de geçecek biliyorum, inşallah hem dünyamızı hem ahiretimizi mahvetmeden geçer. Sabırla, metanetle bekliyoruz çıkmanı.”

Kaynak: AA

20 Temmuz 2017 Perşembe

FETÖ'nün Sapık Müftüsü

Kayseri’de tutuklu yargılanan FETÖ üyesi eski Müftü Aytekin Yılmaz’ın peygamberleri şehvet düşkünü gösterdiği, terörist başı Fetullah Gülen’i ise onlardan daha yüce bir makama oturttuğu paylaşımları ortaya çıktı.



Kayseri'de FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanan eski Ardahan Müftüsü Aytekin Yılmaz hakkında mahkemeye gönderilen bir yazı, terör örgütünün nasıl bir sapkın düşünce içinde olduğu ve bunu nasıl yaymaya çalıştığını bir kez daha gözler önüne serdi. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nca Yılmaz’ın yargılandığı 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen yazı, Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şubesi’nin sanık hakkında elde ettiği yeni delilleri içeriyor. 


SKANDAL PAYLAŞIM

Bu yeni deliler arasında en dikkati çeken ise FETÖ üyesi Aytekin Yılmaz’ın, Kayseri Müftü Yardımcısı olduğu dönemde peygamberler hakkında sarf ettiği skandal sözler oldu. Belgede, Yılmaz’ın peygamberleri şehvet müptelası gösterip aşağılayan, terörist başı Fetullah Gülen’i ise daha yüce bir konuma oturtan paylaşımına yer verildi. Yazıda, Yılmaz’ın müftülük personel ile yaptığı bir toplantıda, “Bütün peygamberler evlenerek şehvetini giderirler ama Muhterem Fetullah Gülen Hoca Efendi Hazretleri ise peygamberlerden de üstün olduğu için ibadet ederek şehvetini giderirdi.” ifadelerini kullandığına dikkat çekildi. Yeni deliller arasında Aytekin Yılmaz’ın, görevde olduğu süre zarfında makam odasına kolay kolay kimsenin giremediği, FETÖ üyesi olmayan personel odasına girdiğinde ise “Bu makama girdiğine dua et, buraya kolay kolay kimse giremez.” diyerek uyardığı da yer aldı.

Kaynak: Star

5 Temmuz 2017 Çarşamba

FETÖ'nün Yeni Haberleşme Ağı: Cryptnote

FETÖ soruşturmasında, örgütün yeniden yapılanmaya yönelik çalışmalara başladığı, bu kapsamda FETÖ mensuplarının marttan bu yana “Cryptnote” isimli şifreli haberleşme programı kullandığı tespit edildi.



Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturmasında, örgütün yeniden yapılanmaya yönelik çalışmalara başladığı, bu kapsamda FETÖ mensuplarının mart ayından bu yana “Cryptnote” isimli şifreli haberleşme programı kullandığı tespit edildi.

Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı, Kanun Hükmünde Kararname ile meslekten ihraç edilen polis memuru Cumali K'nin örgüt mensuplarının kendisiyle yeniden irtibat kurmak istediği ihbarı üzerine soruşturma başlattı.

Cumali K, ifadesinde, daha önce kendisinden sorumlu olan “mahrem imamların” evine geldikleri ve maddi manevi bir ihtiyacı olup olmadığını sorduklarını beyan etti. İtirafçı eski polis, evine gelen kişilerin ByLock'tan daha güvenilir bir program yükleyeceklerini söylediklerini belirterek, bilgisayar ve telefonuna “Cryptnote” isimli şifreli haberleşme programını yüklediklerini kaydetti.

2 AYLIK FİZİKİ TAKİP

Başsavcılığın talimatıyla harekete geçen Ankara Emniyet Müdürlüğü ekipleri, eski polisin evine gelen 3 kişiyi takibe aldı. Ekipler, 2 aylık fiziki takibin ardından zanlıların, daha önce örgüt ile iltisaklı olduğu iddiasıyla meslekten ihraç edilen memurların evlerini ziyaret ettikleri ve toplantılar yaptıklarını belirledi.

Bunun üzerine zanlıların adreslerine düzenlenen operasyonda, İdris D, Mahmut O. ve Mutlu D. gözaltına alındı. Savcılıktaki sorgularının ardından mahkemeye çıkarılan zanlılar, “terör örgütüne üye olmak” suçundan tutuklandı.

Zanlıların, örgütün yeniden yapılanmasına yönelik çalışmalar yaptıkları, bu bağlamda Cryptnote isimli şifreli haberleşme programını memuriyetten ihraç edilen mensuplarının bilgisayar ve telefonlarına yükledikleri ve bunun aracılığıyla FETÖ üyeleriyle iletişime geçtikleri saptandı. Zanlıların ayrıca cezaevinde bulunan üyelerinin ailelerine ulaşarak, örgütten kopuşları engellemeye yönelik görüşmeler yaptıkları tespit edildi.

Bugüne kadar açılan FETÖ soruşturmalarında ismi geçmeyen zanlıların cep telefonları, HTS kayıtları ve hesap hareketlerinin de incelendiği soruşturmada, zanlıların örgüt içi itirafların önüne geçmek ve hala deşifre olmayan mensuplarının moral ve motivasyonlarını yüksek tutmak amacıyla hareket ettikleri belirlendi.

Kaynak: AA

2 Temmuz 2017 Pazar

Anayasa Mahkemesinden “ByLock” Kararı

ByLock kullanımının tek başına delil sayılıp sayılmayacağı tartışmaları sürerken, Yüksek Mahkemenin bu kararı, diğer darbe davası sanıkları için de örnek teşkil edecek.



Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin TÜRKSAT davası sanığının yaptığı bireysel başvurunun reddi kararının gerekçesinde, FETÖ terör örgütünün yapısı ortaya konularak örgütün gizli haberleşme yöntemi ByLock kullanımı, tutuklanma için kuvvetli şüphe sayıldı.

Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesince görülen TÜRKSAT baskını davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle tutuklu yargılanan mühendis Aydın Yavuz, “darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülen soruşturmada uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması ve tutukluluk incelemelerinin duruşmasız olarak yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini” öne sürerek, Anayasa Mahkemesine başvurmuştu.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Aydın Yavuz'un bireysel başvurusunu oy birliğiyle reddetti. Yüksek Mahkemenin gerekçeli kararı, daha sonra açıklanacak.

“BYLOCK” KULLANIMI

Alınan bilgiye göre, gerekçeli kararda, FETÖ terör örgütünün yapısı ayrıntılı irdelenip ortaya konuldu, örgütün tarifi yapıldı ve tüm bileşenleri ortaya çıkarıldı.

Başvurucunun da kullandığı tespit edilen ByLock programının ayrıntılı incelendiği gerekçeli kararda, bu programın kullanımı FETÖ üyeliği için yeterli sayıldı.

Gerekçeli kararda, “yazışma içeriklerine bakılmadan ByLock kullanımı kuvvetli şüphe sayılır.” yorumunun yapıldığı öğrenildi.

ByLock kullanımının tek başına delil sayılıp sayılmayacağı tartışmaları sürerken, Yüksek Mahkemenin bu kararı, diğer darbe davası sanıkları için de örnek teşkil edecek.

YARGITAYIN “BYLOCK” TESPİTİ

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin de “Paralel Yapı” soruşturmaları kapsamındaki tutukluların tahliyesini kararlaştıran ve meslekten ihraç edilen hâkimler Metin Özçelik ile Mustafa Başer'e “silahlı terör örgütü üyeliği” ve “görevi kötüye kullanma” suçlarından 10'ar yıl hapis cezası veren kararının gerekçesinde ilk kez “ByLock” kullanımının FETÖ üyeliği için yeterli olduğu tespiti yapılmıştı.

Daire'nin kararında, “ByLock iletişim sistemi, somut delillerle kanıtlandığı üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacaktır.” denilmişti.

BAŞVURUCU, TÜRKSAT BASKINI DAVASI SANIĞI

FETÖ'nün darbe girişimi sırasında Gölbaşı'ndaki TÜRKSAT yerleşkesine giderek yayınları kesmeye çalıştığı iddia edilen 5'i sivil, 16 sanığın yargılanmasına, Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinde devam ediliyor.

Davanın sivil sanıklarından eski TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Kurumsal Gelişim Başkan Yardımcısı Aydın Yavuz, Keskin F Tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunuyor.

Darbe girişimi gecesi Ankara'ya gelerek, buluştuğu diğer mühendislerle TÜRKSAT yayınlarını kesmek üzere Gölbaşı'na giden ancak yolda yakalanan Yavuz'un, FETÖ'nün haberleşme uygulaması ByLock'u kullandığı da tespit edilmişti.

Kaynak: AA

20 Haziran 2017 Salı

FETÖ'cü Zekeriya Öz'ün Eskortlu Tatili!

Daha önce Dubai'de masraflarını bir iş adamına karşılattığı, Marmaris'te de firari FETÖ'cü iş adamı Akın İpek'in ultra lüks otelinde yaptığı tatillerle gündeme gelen Öz'ün, Bodrum'da da benzer bir tatil yaptığı belirlendi. Kendini lüks otelin kral dairesinde ağırlattığı belirtilen Öz'ün bir eskort kızla birlikte olduğu da iddialar arasında yer aldı.



Masraflarını iş adamlarına ödettiği “beleş” tatillerle ünlenen FETÖ'nün eski Savcısı, “Zek” lakaplı Zekeriya Öz'ün bir “beleş” tatili daha ortaya çıktı. Daha önce Dubai'de masraflarını bir iş adamına karşılattığı, Marmaris'te de firari FETÖ'cü iş adamı Akın İpek'in ultra lüks otelinde yaptığı tatillerle gündeme gelen Öz'ün, Bodrum'da da benzer bir tatil yaptığı belirlendi.

ESKORT KIZLA BULUŞMUŞ

Öz'ün Bodrum'da Gaziantepli bir iş adamına ait olduğu belirtilen Sianji Wellbeing Resort Oteli isimli otelde günlerce kalarak eğlendiği ve binlerce dolarlık masrafları bir iş adamına ödettiği tespit edildi. Bu tatilin de Marmaris'te olduğu gibi sahte bir isimle kayıtlara geçtiği, Öz'ün isminin kayıtlarda kullanılmadığı belirlendi.

Öz'ün bu tatil karşılığında Bodrum'da ünlü bir bar sahibinin kardeşinin adliyedeki sorununu çözmek için araya girdiği öne sürüldü.

Lüks otelde tek başına günlerce kalan Zekeriya Öz'ün kendini kral dairesinde ağırlattığı belirlendi. Bir görgü tanığının ifadesine göre, otelde sık sık sauna ve jakuziye giren ve zaman zaman da Bodrum'da bir bar sahibiyle birlikte tekne ile Yunan adalarına giden Öz, burada sabahlara kadar eğlendi. Öz'ün bir eskort kızla birlikte olduğu da iddialar arasında yer aldı.

Kaynak: Yeni Asır

14 Haziran 2017 Çarşamba

FETÖ'nün 30 Yıllık Evlilik Kataloğu Ortaya Çıktı

FETÖ'nün örgüt içi evlilik yapılanmasına ait 30 yıllık çöpçatanlık kataloğu ele geçirildi. İlk kez ortaya çıkan kayıtlarda kişilerin fotoğraflı profilleri de yer alıyor.



15 Temmuz hain darbe girişimini gerçekleştiren FETÖ/PDY'nin nasıl sapkın bir yapılanmaya gittiği her geçen gün daha da gün yüzüne çıkıyor. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü Kaynak Holding soruşturmasında FETÖ'nün örgüt içi evlilik yapılanmasına dair 30 yıllık deliller bulundu. FETÖ'nün örgüt üyeleri dışında evliliğe sıcak bakmadığı için böyle bir yapılanma kurduğu belirlendi. Bulunan arşivde 1987 yılından bu yana FETÖ'nün kadın ve erkek üyelerine yönelik evlilik kataloğu hazırladığı tespit edildi. Kaynak Holding'in gizli arşivlerinde ele geçirilen belgelerde damat adayının genel özelliklerinin yanında gelin adayında aradığı özellikler sıralanıyor.

SEVDİĞİ RENKLER, ÖZEL ZEVKLER

Ele geçirilen belgelerde 1987 yılında kaydedildiği belirlenen katalogda Işıklar Askeri Lisesi mezunu bir TSK personeli örgüt üyesinin beğendiği renkler, lakabı, özel zevkleri, sevdiği yemekler bölümü mevcut. Bu bölümden sonra evlenmek istediği gelin adayında aranan özellikler sıralanmış.

FOTOĞRAFLI PROFİL AJANDASI

Örgüt üyelerinin tüm özellikleri fotoğrafları oluşturulan profillerde yer alıyor. Savcılık araştırmasında katalogdaki isimlerin daha sonra evlendirildiğini, düğün ve nişan fotoğraflarının yine bu arşivde tutulduğunu tespit etti.

Kaynak: Akşam

7 Haziran 2017 Çarşamba

FETÖ'cü Üniversitenin Masum (!) Rektörü: Abdulkadir Şengün

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) elebaşı Fetullah Gülen'in özel dişçisi olduğu iddia edilen ve kapatılan Turgut Özal Üniversitesinin eski rektörü  olan Abdulkadir Şengün'ün terör örgütü üyeliği iddiasıyla 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmasına başlandı.


Fotoğraftakiler (soldan sağa): Turgut Özal Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Sacit Adalı, Rektör Abdulkadir Şengün, Rektör Yardımcısı ve İİBF Dekanı Muhammed Kösecik
Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, Sincan Cezaevinde tutuklu bulunan Şengün ile avukatı katıldı. Kimlik tespitinin ardından savunmasını yapan Şengün, diş hekimliği alanında önemli bilimsel çalışmalar yaptığını ve alanında sayılı akademisyenlerden biri olduğunu söyledi.

Kırıkkale Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi dekanı olarak görev yaptığı dönemde Turgut Özal Üniversitesinden teklif aldığını dile getiren Şengün, Ankara'da 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın adını taşıyan, eski başbakanlardan Yıldırım Akbulut'un mütevelli heyeti başkanlığını yaptığı bir Üniversitenin terör örgütüyle bağlantılı olabileceğini düşünemediğini, üniversitenin mütevelli heyetiyle yaptığı görüşmenin ardından teklifi kabul ettiğini belirtti.

ByLock kullandığı iddiasını reddeden Şengün, iddianamedeki IMEI numarasının kullandığı telefona ait olmadığını öne sürdü. Mahkeme başkanının ByLock yazışmalarını okuduğu Şengün, bu programı kullanmadığı yönündeki iddiasını sürdürdü.

ABD'ye bilimsel konferanslara katılmak için gittiğini belirten Abdulkadir Şengün, Gülen'in özel dişçisi olduğu yönündeki iddiaya ilişkin, “Bu, asılsız ve yersiz bir iddia. Takdir edersiniz ki diş hekimleri birçok alet edevat kullanıyor. Bir hekimin hiçbir malzemesi olmadan hasta muayene etmesi söz konusu olamaz. ABD'ye gittim ama Pensilvanya'ya hiç gitmedim.” dedi.

Ömrünü insan sağlığı ve bilime adadığını, suçsuz olduğunu ve hiçbir terör örgütüyle irtibatının bulunmadığını öne süren Şengün, tahliye ve beraat talep etti.

Savunmanın ardından ara kararı açıklayan mahkeme, Şengün'ün tutukluluk halinin devamına hükmederek, dosyadaki eksiklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

Kaynak: AA

5 Haziran 2017 Pazartesi

Üniversiteler Bunu Hep Yapıyor!

Pamukkale Üniversitesi Rektörü Profesör Doktor Hüseyin Bağ'ın, eşi Derya Bağ'ı enstitü sekreteri olarak ataması kamuoyunda tartışmalara yol açtı. Rektör, eşini göreve yetkin olduğu için getirdiğini belirtirken Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz ise bu atamaya “Doğru olmadığını söylüyorum.” diyerek tepki gösterdi. Oysa bu atama, üniversitelerdeki ne ilk ne de son örnekti. Söz gelimi geçtiğimiz yıl Adnan Menderes Üniversitesinde daha önceki yıllarda ise İnönü Üniversitesinde benzer örnekler yaşanmıştı!



ENSTİTÜ SEKRETERİ REKTÖR EŞİ

Denizli Pamukkale Üniversitesi Rektörü Profesör Doktor Hüseyin Bağ, 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin ardından vekaleten Pamukkale Üniversitesi Rektörlüğüne getirildi ve 19 Nisan 2017'de de bu göreve asaleten atandı.

Rektör Bağ, Bereketli İmam Hatip Ortaokulunda öğretmen olarak görev yapan eşi Derya Bağ'ı Pamukkale Üniversitesi İslami İlimler Enstitüsüne sekreter olarak atadı. Tartışma yaratan bu atamanın ardından açıklama yapan Rektör Bağ, “Atamayı eşi olduğu için yapmadığını, ilahiyatla ilgili konularda yetkin olduğu için yaptığını” söyledi.

ÖĞRETİM GÖREVLİSİ OLARAK ATANAN REKTÖR EŞİ

Adnan Menderes Üniversitesi tarafından Aydın Meslek Yüksekokulunda görevlendirmek üzere YÖK'ün İnternet sayfasında 01 Temmuz 2016 tarihinde yayımlanan öğretim görevlisi ilanına diğer adayların yanı sıra Rektör Cavit Bircan'ın avukat eşi Hatice Bircan da başvurmuştur. 11 Ağustos 2016 tarihinde yapılan ve üç adayın katıldığı yazılı sınavda Hatice Bircan dikkat çeken bir başarı göstermiş ve 100 tam puan üzerinden “95” puan alarak sınavı kazanmıştır.


REKTÖR KIZINA ÖZEL İLAN VE TEK KİŞİLİK SINAV

Malatya İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim görevlisi kadrosu için yapılan; ancak ilanına, doktora konusuna ilişkin özel şart konulduğu için birden çok kişinin başvuru yapması zorlaştırılan sınava sadece Elif Çelik katılma hakkını elde etmiştir. O tarihteki Rektör Prof. Dr. Cemil Çelik'in kızı olan Elif Çelik bu sınavı kazanmış ve Hukuk Fakültesine öğretim görevlisi olarak atanmıştır.


DEKAN KIZINA ÖZEL İLAN VE TEK KİŞİLİK SINAV

Malatya İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim görevlisi kadrosu için yapılan; ancak yine ilanına, doktora konusuna ilişkin özel şart konulduğu için birden çok kişinin başvuru yapması zorlaştırılan bu sınava da yine sadece bir kişi, Elif Özgen, katılma hakkını elde etmiştir. Aynı Üniversitenin Tıp Fakültesinin Dekanı Ünsal Özgen'in kızı olan Elif Özgen, 05 Mayıs 2015 tarihinde yapılan yazılı sınavda başarılı olarak bu fakülteye öğretim görevlisi olarak atanmıştır.

2 Haziran 2017 Cuma

Bylock'ta FETÖ'cü Bir Hâkim: Abiler Acil Bilgi

Milli İstihbarat Teşkilatında geliştirilen yazılımla, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) haberleşme programı ByLock kullanıcılarının yazışmaları deşifre ediliyor. Hürriyet’in ulaştığı bir ByLock yazışmasında, FETÖ soruşturmasında ihraç edilen eski hâkimin bir meslektaşı hakkında kişisel bilgi topladığı mesajlar yer alıyor.



Milli İstihbarat Teşkilatında geliştirilen yazılımla, ByLock kullanıcılarının yazışmaları tek tek deşifre ediliyor. Böylece örgüt mensuplarının gizli konuşmaları, örgütün çalışma, bilgi paylaşma ve bilgi alma yöntemleri yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Hürriyet, deşifre edilen bu yazışmalardan birine ulaştı. Şifresi kırılan yazışmayı yapan ByLock kullanıcısı, FETÖ soruşturmasında firari olan eski Sivas hâkimi Vahdettin Toklucu...

BİLGİLERİ ALIP PAYLAŞMIŞ

Ortaya çıkan yazışmalara göre, İstanbul Anadolu Adliyesinde görevliyken 2015’te çıkan kararname ile Sivas’a hâkim olarak atanan Vahdettin Toklucu, bir dönem İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimi olan şu an ise İstanbul Adliyesinde Ticaret Mahkemesi Başkanı olarak görev yapan meslektaşı İsmail Yavuz hakkında, onu tanıyanlardan “acil bilgi notu” ile bilgi istiyor. ByLock mesajı şöyle: “Herkul.org sitesini kapatan hâkim. Abiler, bu şahıs hakkında güncel veya elinizde farklı ne bilgi varsa talep ediyoruz.” Toklucu, Hâkim Yavuz’un “aile yaşantısına, siyasi görüşüne, dini uygulayış tarzına” dair kişisel bilgileri de listesindeki ByLock’çulara gönderiyor ve alınacak farklı bilgilerin de paylaşılmasını istiyor.

16 BİN 500 KİŞİLİK LİSTE EMNİYET’TE

Bu arada Milli İstihbarat Teşkilatı geçen hafta 16 bin 500 kişiden oluşan ve sadece İstanbul’da yaşayan ByLock kullanıcılarının listesini İstanbul Adliyesi ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü ile paylaştı. İlk olarak tedbiren, ByLock kullanıcısı olduğu iddia edilen 16 bin 500 kişi hakkında “yurt dışına çıkış yasağı” getirildi.

BYLOCK NEDİR?

FETÖ soruşturmaları sırasında Milli İstihbarat Teşkilatı, örgüt üyelerinin gizli haberleşme aracı olarak Bylock adlı bir sistem kullandıklarını tespit etti. Bu şifreli programın 2014 Kasım’ındaki Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu seçimlerinden önce yazıldığı ve 17-25 Aralık sonrası da örgüt üyelerinin ByLock uygulamasına girmesi talimatı verildiği ortaya çıktı. ByLock, MİT’in 2014’te Litvanya’daki sunucusuna sızması, kayıtlardaki isimlere ulaşması ile deşifre oldu.
  • ByLock programının aktif olması için FETÖ üyesi birinin göndereceği bir “davetiye kodu” gerekiyor.
  • Sadece masaüstü bilgisayarlara indirilip aktive edilen program daha sonra telefona aktarılıyor.
  • ByLock davetiye sistemi doğrudan doğruya telefona indirilemiyor.
  • Kişinin rızası olmadan yüklenmiş olması imkansız.
  • Bu nedenle kişinin telefonunda ByLock yüklenmiş olması önemli bir delil olarak kabul görüyor.
Kaynak: Hürriyet

28 Mayıs 2017 Pazar

FETÖ'nün Kapatılan Hastanesinde Gizli Kameralar Bulundu

Kapatılan Şifa Üniversitesi Hastanesinin ek hizmet binasındaki tadilat sırasında, prize monteli gizli kamera benzeri düzenek bulundu.



Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na  (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında örgütle bağlantısı nedeniyle kapatılan  ve Kamu Hastaneleri Birliği Güney Genel Sekreterliğine devri yapılan Şifa  Üniversitesi Hastanesinin ek hizmet binasında, gizli kamera olduğu  değerlendirilen düzenek bulundu.

Basmane semtindeki binada süren tadilat sırasında bir odada prize  monte edilmiş düzenek gören çalışanlar, durumu polise bildirdi. Binaya giren İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi  ekipleri, gizli kamera olduğu değerlendirilen düzeneğe el koydu. 

Yapılan araştırmada, binanın 16 ayrı noktasına da benzer kabloların  çekili olduğu belirlendi. El koyulan gizli kamera benzeri düzenek ile binanın değişik  noktalarındaki kabloların çalışma sisteminin tespit edilmesi için incelemenin  sürdüğü bildirildi. Öte yandan, gizli kamera benzeri düzeneğin bulunduğu 2. kattaki odayı  hemşirelerin dinlenme odası olarak kullandıkları ileri sürüldü.

Kaynak: TRT Haber

20 Mayıs 2017 Cumartesi

FETÖ'nün Akademik Üssü: Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca darbe girişiminin ardından 26 akademisyen hakkında hazırlanan iddianamede, rütbeli askerlerin akademik personelce nasıl desteklendiğine ilişkin bilgiler dikkati çekti.



Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen Selçuk Üniversitesi (SÜ) Hukuk Fakültesindeki FETÖ üyeleri hakkında hazırlanan iddianamede, örgüt üyelerinin birimlerinde yükseltilmesi için her yolun denendiği ifade edildi.

Akademisyenlerin çoğunluğunu ve rektörü yöneten örgütün Üniversiteye hükmetmesinin kolaylaştırıldığı belirtilen iddianamede, FETÖ'nün belirlediği jüri üyelerince örgüt üyesi yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin akademik basamakları üçer beşer atladığı vurgulandı.

Bu kişilerin intihallerle dolu, hiçbir bilimsel değeri olmayan uydurma tezlerle kendilerini yardımcı doçent kadrosunda bulduğu kaydedilen iddianamede, FETÖ/PDY'nin akademik çoğunluğu elde etmesiyle ele geçirdiği anabilim dalı ve bölüm başkanlıkları, fakülte kurulları ve dekanlıklar sayesinde istediği personeli aldığı, istemediğini attığına işaret edildi.

KALKIŞMADA PAY SAHİBİ OLMUŞTUR

İddianamede, örgütün üniversitelerde kurduğu düzenek yardımıyla üyesi olan pek çok subaya hızlandırılmış lisansüstü eğitim ve doktoralar yaptırarak hızlı yükselmeleri ve rütbe almalarını sağladığı ifade edilerek, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

“Keza örgüt üyesi birçok hakim ve cumhuriyet savcısı da kendileri için atanan örgüt üyesi tez danışmanları ve sınav jürileriyle el ele vererek master ve doktora mezunu yapılmışlardır. Hukuk fakültesi öğretim üyelerinin ders verdiği Sosyal Bilimler Enstitüsü aracılığıyla Türkiye genelinde örgüt üyesi subaylara, hakimlere ve savcılara yüksek lisans ve doktora diplomaları dağıtılarak birimleri içinde hızla yükselmeleri sağlanmış. Böylece Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 15 Temmuz 2016'da gerçekleştirilen kanlı ve hain darbe girişiminde bulunan sözde general ve subayların yükselmelerine katkıda bulunarak ne yazık ki bu kalkışmada pay sahibi olmuştur.”

AKADEMİK YAYIN İÇİN YAYINEVİ KURMUŞLAR

Bir yandan örgütsel kadrolaşmayı gerçekleştiren zanlıların diğer yandan da kurdukları yayınevi aracılığıyla örgüt mensubu öğretim üyelerinin görevlerinde yükselmelerini sağlayan akademik yayın üretmelerine zemin hazırlandığı anlatılan iddianamede, dekanlığın ele geçirilmesinin ardından sırasıyla bölüm başkanlıkları, anabilim dalları, kürsüler, jüriler, yayın kurulları, editörlükler ve enstitü yönetimlerinin de FETÖ/PDY kadrolarına geçtiği bildirildi.

Fakülte bünyesinde 2011'de yapılan yazılı sınavla büyük çoğunluğu örgüt üyesi 20 asistanın üniversiteye alındığı, öğretim üyeleri ve asistanların kendi aralarında örgüt toplantıları düzenlemelerine olanak sağlandığı belirtilen iddianamede, FETÖ üyesi olmayan öğretim üyelerinin fakülteden ayrılmalarını sağlamak amacıyla kurmaca disiplin soruşturmalarının açıldığını da vurgulandı.

Bu Üniversiteyle ilgili bazı kişisel deneyim ve değerlendirmeler için: http://www.feto-pdy.com/2016/02/fetopdy-inat-akademiye-devam.html

Kaynak: AA

16 Mayıs 2017 Salı

FETÖ'nün “Konuşursan Ölürsün” Dediği Akademisyen İtirafçı Oldu

Örgütteki çözülme nedeniyle paniğe kapılan FETÖ'nün, itirafçıları infazla tehdit etmesi işe yaramadı. Tehdit edilen itirafçılar gizli tanık oldu. FETÖ'cü 4 kişinin tehditlerine boyun eğmeyen akademisyen, savcılığa başvurdu. Derhal önlem alan savcılık, itirafçı olmak isteyen akademisyeni tanık koruma programına aldı. Şahin kod adı verilen gizli tanık, örgütün üniversite yapılanmasının deşifre edilmesini sağladı.



16 Nisan referandumundan sonra 104 FETÖ imamının itirafçı olmasıyla küplere binen örgüt elebaşısının tehditleri işe yaramadı. Konya’da gizli tanık olan bir akademisyen FETÖ abisi Deniz tarafından nasıl ölümle tehdit edildiğini anlattı.

FETÖ'NÜN İTİRAFÇILARA TEHDİDİ SÖKMEDİ

FETÖ elebaşısı Fetullah Gülen'in itirafçılara yönelik hakaretlerine rağmen gizli tanık programına giren itirafçıların sayısı artıyor. Gizli tanıkların anlattıkları örgütün deşifre edilmesi çöküş sürecini hızlandırıyor. Konya'da FETÖ tarafından ölümle tehdit edilen akademisyen Cumhuriyet Savcılığı tarafından gizli tanık programına alındı. Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesinde görevli bir akademisyen Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak gizli tanık oldu. Tanık koruma programına alınan ve “Şahin” kod adı verilen gizli tanık, ilkokul 2'nci sınıftan bu yana örgüt yapılanması içerisinde bulunduğunu belirterek, hain örgütün kendisini nasıl ölümle tehdit ettiğini anlattı. Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki asistanların abiliğini yapan FETÖ'cü araştırma görevlisi ile biri avukat 4 kişi tarafından ayrı ayrı tehdit edildiğini belirten gizli tanık, “Hukuk Fakültesindeki asistanların abiliğini yapan Araştırma Görevlisi Mehmet Deniz, bir gün ansızın evime geldi. Diğer örgüt üyelerinin konuşmak istemediğini, benim ise bu kişilerin sürekli yaptığı haksızlıkları her ortamda dillendirip eleştirdiğimi belirterek bana güvenmediklerini söyledi. Konuşmam durumunda bu kişilerin ortak bir şekilde aleyhime şikayetlerde bulunacağı ve gerekirse hayati anlamda sıkıntılar yaşayacağım tehdidinde bulundu” dedi.

O HAİNE 16 YIL HAPİS İSTENDİ

İlkokul, lise, üniversite ve akademisyenlik hayatı boyunca örgütün yaptığı hainlikleri bir bir ifşa eden gizli tanık, örgütün polis kolejine yerleştirdiği üyelerinin kaldığı Antalya'daki lüks villanın adresini verdi. Gülen'in CD'lerinin izlettirildiğini anlatan tanık, “Hukuk fakültesindeki profesörler örgüt evinde sohbetler yapıyordu. Avukatların imamı olan Abidin Gürsoy da eve gelerek örgütü övüyordu” dedi. Maaşından yüzde 10 himmet istendiğini, 17-25 Aralık darbe girişiminin ardından örgütle bağlantısının koptuğunu belirten gizli tanığın ifadelerinin ardından hukuk fakültesindeki örgüt yapılanmasının büyük bir kısmı deşifre oldu. Gizli tanığı tehdit eden tutuklu araştırma görevlisi Mehmet Deniz hakkında terör örgütü üyeliğinden 16 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

FETO, SOHBETİNDE HEDEF GÖSTERDİ

Örgüt elebaşısı Fetullah Gülen Türkiye'deki çözülmenin ardından paniğe kapıldı. Örgütün kullandığı “herkul.org” adlı internet sitesinde yayımlanan videoda çaresizlik içinde olduğu görülen terörist başı Gülen, örgütün çöküşünü hızlandıran itirafçılara “Ey itiraf adı altında iftirada bulunan talihsizler. Altın olma varken posa durumuna düşenler. 2-3 günlük dünya hatırına ahiretini kaybedenler” diyerek hakaretler yağdırdı.

FETÖ'de özellikle 16 Nisan referandumunun ardından çözülme giderek arttı. Konya'da gözaltına alınan örgütün 316 mahrem imamından 104'ü itirafçı oldu. İtirafçıların ifadeleriyle yurt içi ve yurt dışındaki yapılanma deşifre oldu. Gözaltına alınacak şüpheli sayısı bin 500'ü geçti. Sabah gazetesi, örgütteki çözülmeyi 5 Mayıs'ta “FETÖ'de itirafçı imam erozyonu” başlığıyla okuyucularına duyurmuştu.

Kaynak: Sabah

12 Mayıs 2017 Cuma

"Mahrem İmam" İtirafçı Oldu, “FETÖ'nün Mahremi”ni Anlattı

FETÖ'nün emniyetteki mahrem yapılanmasına yönelik soruşturması kapsamında etkin pişmanlıktan faydalanmak isteyen şüpheli, örgüte ilişkin önemli açıklamalar yaptı.



2013 ile 2015 yılları arasında Ankara'da Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) mensubu polis memurlarının “mahrem abiliği” görevini yürüten ve ByLock kullandığını itiraf eden “Emrullah” kod adlı Hamdullah K., Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliğindeki ifadesinde Hamdullah K, ifadesinde şu açıklamaları yaptı:

Liseden mezun olduğum 2006 yılında üniversiteyi kazanamadım. Sonraki yıl hizmetin yurtlarında kalıp bu hareketin dershanelerine giderek, üniversite sınavlarına hazırlandım. 2007'de Konya Selçuk Üniversitesi Çevre Mühendisliği bölümünü kazandım. Afyonkarahisar'daki dershaneden öğretmenim beni Konya'daki mahrem evine yönlendirdi. Gerçek ismi Abdullah olan Konya'daki bir mahrem evi sorumlusunun yanına beni bizzat kendisi götürdü. Bu evde bize 6 ay boyunca Pırlanta isimli kitaplar okutuldu.

Polis Okulu Öğrencilerini 4 Gruba Ayırmışlar

Polis okulu öğrencilerinin çoğunun lisede de örgüte bağlı kişiler olduğunu ifade eden Hamdullah K, polis okulunu yeni kazanan öğrencileri otogarda karşılayarak, mahrem evlere götürdüklerini ve kendileriyle nasıl iletişime geçmeleri gerektiğini anlattıklarını söyledi. Hamdullah K, ifadesine şöyle devam etti:

Biz, bu öğrencileri tekrar bir teste tabi tutup gerçek anlamda bir değerlendirme yaparak birlik, üçlük, beşlik gibi sınıflara ayırıyorduk. Birlik, sempatisi var ama nadir gelen; üçlük, namazını kılıp orucunu tutup arada gelen; beşlik namazını kılan ve sorgusuz itaat eden ve grubu toparlayıp organize eden kişiydi. Zararlı ise hizmet hareketini sevmeyen ve hizmet için kötü konuşanlardı. Polis okulu öğrencileri soyadlarına göre sınıflara yerleştirildikten sonra okul sorumlusu mahrem abi, bize sınıflardan birinin sorumluluğunu vererek sınıfta bulunan irtibatlı öğrencilerle iletişime geçmemizi sağlıyordu. Biz de bizim mahrem eve bağlı polis okulu öğrencilere temasa geçiyorduk. Bu öğrencilerden, yeni öğrencileri mahrem eve getirmesini ve hizmete kazandırmasını istiyorduk. 2008 yılından itibaren ben ve diğer mahrem abiler, hafta sonları cuma akşamından Aksaray'a giderek kimsenin kullanmadığı, bize özel açılmış bir eve giderdik. Bu evi sadece biz bilirdik. Sabah olduğunda çarşıda daha önceden belirlenen randevu yerinde rehber öğrencileri ve getirecekleri yeni kişileri beklerdik.

İlk Maaştan 150-200 Lira Himmet Parası

Polis okulundan mezun olanların kendi belirledikleri şekilde yeni tayin oldukları yerlerdeki mahrem memur evlerine yerleştirildiğini anlatan Hamdullah K, şu bilgileri verdi:

Polis memuru göreve başlayıp ilk maaşını alınca bağlı olduğu mahrem abisi aracılığıyla 150-200 lira arasında himmet parası toplanıyordu. 2008-2012 yılları arasında mahrem memur evine yerleştirdiğimizi hatırladığım polisin birinin adı İlyas K, diğeri Yasin G. ve onun arkadaşı olan Yavuz Ç. isimli polis daha vardı. Bu 3 polis de 5'lik kategorideydi.

FETÖ/PDY Mensubu Polisler Kritik Öneme Sahip

İtirafçı Hamdullah K, FETÖ/PDY mensubu polisleri kritik öneme sahip emniyet birimlerinde çalışmaları için teşvikte bulunduklarını da anlattı:

Polis memurlarını istihbarat, terör, siber ve personel şubeler ve KOM gibi önemli yerlerde çalışmaya teşvik ediyor ve o yerlerde çalışacak donanımlara sahip olmaları için çalışmalarını tavsiye ediyorduk. Zaten biri bu şubelerde göreve başladığında tavsiyeyle diğerlerini de yanına alacağını biliyorduk.

Biat, Hizmet, Himmet

Daha sonra 2013'te Ankara'ya geldiğini anlatan Hamdullah K, açıklamalarına şöyle devam etti: 

Ertan abi bana bir numara verdi ve “Bu kişiyle irtibatı sağla” dedi. Ankara'ya geldikten sonra Fatih kod adlı kişiyle Göksu Parkı'nda buluştuk. Bu kişi, Kızılay'daki FEM Dershanesinde öğretmen olarak çalışan ve esnafın mütevelli heyetinin abisi olarak faaliyet yürütürken, mahrem polis evlerinin abisi olarak görevlendirildiğini anlattı. Bu kişi, daha sonra beni Kemal ve Haşim ile tanıştırıp Ankara'da emniyette görevli polis memurlarını hizmete kazandırma faaliyetine dahil eden kişidir.

Hamdullah K, 2013'ün Eylül veya Ekim ayında Kemal kod adlı Kerem E. ile Haşim kod adlı Burhan G'nin kendisine polislerin mahrem abiliği görevini verdiğini söyledi:

Bana, mahrem memur evlerinde olan emniyet birimlerinde görevli polislerin biat, hizmet, himmet üçgenindeki görevini verdiler.

17-25 Aralık'ta Başaramadık Ancak Mutlaka Sıra Bize Gelecek

FETÖ'nün, 17-25 Aralık sürecinde başarılı olamaması üzerine ABD'li senatörlerle toplantı yaptığını anlatan itirafçı Hamdullah K, konuyla ilgili yapılan başka bir toplantıda konuşulanları ise şöyle aktardı:

17-25 Aralık'tan sonra Eyüp kod adlı kişi Sincan Atatürk Mahallesi Onur Sokak'ta bulunan bir evde toplantı yaptı. Bu toplantının konusu, ABD'nin 17-25 Aralık sürecini nasıl değerlendirdiğiyle ilgiliydi. Toplantıda, ABD'li senatörlerle görüşmelerde bulunulduğu anlatıldı. Sonrasında 17-25 Aralık'ta başaramadıkları ancak mutlaka sıranın bize geleceği söylendi.

Hamdullah K, Eyüp kod adlı şahsın FETÖ'nün üst düzey yöneticilerinden biri olduğunu ve ABD'ye gidip FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ile görüşebilen kişilerden olduğunu söyledi.

ByLock'u Hizmetin Kendisi Geliştirdi

FETÖ'nün kriptolu haberleşme programı ByLock kullanımı hakkında da bilgiler veren Hamdullah K, örgütün gizliliğe önem verdiği için ByLock dışında farklı programların da kullanıldığını beyan etti. Hamdullah K, kendisinin de ByLock kullanıcısı olduğunu belirtti:

17-25 Aralık'tan sonra hizmet içinde başarısızlığın korkusu hakim oldu. Bize “Akıllı telefon alın ve Eagle programı yükleyin” dediler. Daha sonra gizliliğe daha çok riayet edildi. Evleri ve buluşma yerlerini değiştirdik. Polislerin evlerine eşli gidilmeye başlandı. Bir süre sonra da telefonlarımıza hizmetin kendisinin geliştirdiğini bildiğim ByLock programı yüklendi. Bana bu programı Kemal kod adlı Kerem E. yükledi. Önce sahte bir mail aldık. Telefonun APN ayarlarını değiştirdik. Ya da bunu değiştirecek ve yurt dışına açılacak şekilde Play Store'den bir uygulama indirdik. Açılan ByLock'a aldığımız mailden bize üst abimizden gelen kullanıcı adı ve şifreyi girerek programı indirmiş olduk. İki kişi birbiriyle ByLock'tan mesajlaşacaksa karşılıklı ortak şifreyi girince birbirlerine gönderilen mesajı alıyordu. Başka grupların Kakao diye bir uygulamayı kullandığını duydum.

Kaynak: NTV

21 Nisan 2017 Cuma

FETÖ'cülere Cennet Garantisi (!)

FETÖ'nün “Polatlı Merkez Mütevelli Heyeti Yapılanması”na ilişkin davada, örgütten ayrılmak isteyenleri tutabilmek için Hazreti Muhammed'i rüyasında gördüğü iddia edilen üyelerin kaleme aldığı ByLock yazışmaları dikkati çekti.




FETÖ/PDY'nin “Polatlı Merkez Mütevelli Heyeti Yapılanması”na yönelik soruşturma kapsamında aralarında örgütün sözde Polatlı imamı Ramazan Yumak'ın da bulunduğu 21'i tutuklu, 29 kişi hakkında açılan davada sanık savunmaları tamamlandı.

Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsündeki mahkeme salonunda görülen duruşmada, sanık savunmalarının ardından ilgili kurumlardan mahkemeye gelen evraklar okundu.

Mahkeme Başkanı Muhammet Karaca, sanıkların örgütün şifreli yazışma programı ByLock'u kullanıp kullanmadıklarına ilişkin talep edilen tespit çalışmasının bir kısmının mahkemeye ulaştırıldığını ifade ederek, söz konusu program üzerinde yapılan yazışmaların içeriklerini okudu.

Sanıklardan Mesut Öz'ün ByLock yazışma dokümanlarında, sohbetlerin organize edildiği örgüt evleri başta olmak üzere aranabilecek mekanlarda evrak bırakılmaması gerektiği uyarısı yapıldı.

Sanık Öz'ün yazışmaları arasında, “Evrak, mütevelli ders notları, flash bellek, CD, bilgilerin yüklü olduğu bilgisayarlar iyi bir aramada ele geçirilecek deliller arasında gösteriliyor. Bunların bulundurulmamasına özen gösterilmelidir. Önemli listelerin cevşenlerin arasına saklandığı ev aramalarında [ortaya] çıkıyor. Aramalarda cevşenlerin de arasına bakılıyor. Genel uyarılar yapılmalıdır.” mesajı da yer aldı.

Sanık Yıldıray Akdoğan'ın 10 Ağustos 2015'te yaptığı yazışmalarda ise örgüt üyelerinin sabit İnternet ağları yerine, herkese açık kablosuz ağlar (Wi-Fi) üzerinden ByLock ile iletişim kurmaları öneriliyor. Akdoğan'ın yazışma dokümanları arasında Hazreti Muhammed'i rüyasında gördüğünü iddia eden bir örgüt üyesinin anlatımları da yer aldı.

Mahkemede okunan yazışmaların bir kısmı şöyle:

“Fuat Avni Mizah hesabını dikkate almayın. Telefonda internet kullanımı, baz verecek sabit hatlar yerine restoran, kafe gibi halka açık yerlerdeki Wi-Fi üzerinden yapılabilir. Enes Kenter'in internetten birinci olması için ne gerekir? Bir kardeşimiz rüyasında Peygamber Efendimizi görmüş. Kargaşa ortamında Efendimiz, ona 'Sizi almadan cennete gitmeyeceğim' demiş.”

Bir başka ByLock kullanıcısı sanık Hasan Can'ın yazışmalarındaki “Rüya aleminde Peygamber Efendimiz anlatıyor 'Kırılmayın, şefaatim sizlerin üzerinizde olacak'”, “Tutuklananların derecesini bilseydiniz, gider kendinizi tutuklattırırdınız.” ifadeleri dikkati çekti.

20 Nisan 2017 Perşembe

FETÖ/PDY Bağlantısı Nedeniyle Meslekten Çıkarılan Hâkim ve Savcılar

FETÖ/PDY bağlantısı nedeniyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından meslekten çıkarılmalarına (ihraçlarına) karar verilen tüm hâkim ve savcılara ilişkin bir liste, tek dosya haline getirilmiş olup http://feto-pdy.com/pdf/ihrac_listesi_15_ekim_2019.pdf adresinden indirilebilir.

Ayrıca bu verilerden oluşturulan bir veri tabanı da http://feto-pdy.com/hsyk.asp adresinde arama motoru şeklinde sorgulamaya açılmıştır.



Fetullahçı Terör Örgütü ile bağlantısı nedeniyle 15 Ekim 2019 tarihine kadar toplam 4.128 hâkim ve savcı, Hâkimler Savcılar [Yüksek] Kurulu (HSYK) kararıyla meslekten çıkarılmıştır. Ancak ihraç edilen bu kişiler, değişik zamanlarda meslekten çıkarıldıkları için tüm ihraçları içeren tek bir liste mevcut değildir. İşte bu nedenle Resmî Gazete'de yayımlanmış HSYK kararları ve ekindeki tablolar esas alınarak meslekten çıkarılan “tüm” hâkim ve savcıları içeren tek bir liste oluşturulmuş ve bu listenin bir örneği “pdf” formatında yukarıda paylaşılmıştır.

Ayrıca yine bu verilerden oluşturulan bir veritabanı da aşağıda sorgulamaya açılmıştır. Özellikle benim gibi yolu FETÖ/PDY ile kesişen yargı mensupları/mağdurları için iyi bir kaynak olacağı tahmin edilmektedir.

ÖNEMLİ AÇIKLAMA!
Burada yer verilen tüm listeler, Resmî Gazete'den ve Hâkimler ve Savcılar Kurulunun (HSK) İnternet sayfasından alınmış olup üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan olduğu gibi paylaşılmıştır. Dolayısıyla bu listelere herhangi bir nedenle ilave yapılması veya listeden bir kaydın çıkarılmasına imkân bulunmamaktadır. Bu nedenle listeler üzerindeki değişiklik taleplerinin bu listelerin yer aldığı Kurumlara yapılması gerekmektedir.

HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULUNUN İHRAÇ KARARLARI


HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULUNUN İADE KARARLARI