27 Kasım 2018 Salı

Karlov Suikastında TRT'ye Ağır Suçlamalar!

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un öldürülmesine ilişkin 28 kişi hakkında açılan davanın iddianamesinde, TRT’ye ağır suçlamalar yöneltildi.



Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un öldürülmesine ilişkin 28 kişi hakkında açılan davada, olayın hemen ardından görüntüleri haber bülteninde yayımlayan Türkiye Radyo Televizyon Kurumuna (TRT) yönelik ağır suçlamalar yapıldı. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan 607 sayfalık Karlov iddianamesinde, FETÖ’nün medyanın imkânlarını örgütsel manipülasyon amacıyla kullandığı ifade edilirken, görüntülerin TRT’de yayımlanması hususu üzerinde de bu kapsamda durulması gerektiği vurgulandı. Polis Mevlüt Mert Altıntaş’ın Karlov’u öldürme imkânı varken, bunu kamera önünde yaptığına dikkat çekilen iddianamede, “Olay yerine TRT’nin 3G sistemini göndermiş olması ve sonrasında yaşanan gelişmelerin gerçekleşen saldırı ile bağlantılı olduğu, bu hususun habercilik ve haber yapma kavramları ile açıklanamayacağı anlaşılmıştır” denildi. Görüntülerin yayımlanmasıyla ilgili TRT çalışanları hakkındaki dosyanın ayrılarak, başka bir soruşturmada devam ettiği vurgulandı. Ayrıca Altıntaş’ın örgüt abisi Şahit Söğüt’ün de TRT bağlantılarına dikkat çekildi.

3G SİSTEMİ GÖNDERİLDİ

Silahlı saldırının gerçekleştiği Çağdaş Sanatlar Merkezi’ne TRT Kurumu tarafından 3G sistemi gönderilmesi nedeniyle, TRT kurumu çalışanları hakkında başlatılan soruşturmanın tefrik edildiği (ayrıldığı) belirtilen iddianamede, ayrı soruşturmanın “2018/171988” sayılı dosya üzerinden devam ettiği belirtildi. Savcı Adem Akıncı tarafından hazırlanan “Saldırı görüntülerinin TRT’de Yayınlanması” başlıklı bölüme yer verilen iddianamede, “Karlov’un vurulma anına ilişkin olay yerinden 3G sistemi üzerinden kayıt alan Türkiye Radyo Televizyon Kurumu tarafından görüntü havuzuna atılan görüntülerin daha sonra TRT 1 Ana Haber Bülteninde yayımlanması hususu üzerinde de bu kapsamda durulması gerekmektedir” denildi.

KAMERALAR ÖNÜNDE SALDIRI

Terörist Altıntaş’ın Karlov’u binaya girdikten sonra göz takibine alması ve bu süreçte eylemini gerçekleştirmesine engel bir durum olmamasına rağmen eylemini gerçekleştirmeyerek, Büyükelçi’nin ses kaydı yapan  kamera önünde konuşmasını beklediği ve örgütün büyükelçinin kameralar önünde hayatını kaybetmesini planladıklarına işaret edilen iddianamede, bunun nedeni olarak “FETÖ/PDY  silahlı terör örgütünün ülke içinde hâlâ güçlü olduğu ve halen büyük çaplı eylemler yapabileceği yönünde propaganda yapma ihtiyacını hissetmesi” olarak gösterildi.

İddianamede, TRT’nin daha önce herhangi bir büyükelçiliğin kültürel bir etkinliğini 3G sistem izlemediği, TRT Haber Dairesi’nde olay günü saat 09.45’te yapılan toplantıda etkinliğin 3G Canlı Yayın Sistemi ve muhabir görevlendirilmesi suretiyle takip edilmesi kararı alındığı anlatıldı. TRT haber sorumlusu S.Y. tarafından konunun takibi için muhabir olarak H.İ.C.nin görevlendirildiği belirtilen iddianamede, TRT’nin nöbet çizelgelerinin savcılık tarafından incelendiği, muhabir H.İ.C.nin 21 Aralık tarihinde nöbetçi olduğunun ancak bu tarihte nöbetçi olan A.B. adlı muhabir ile nöbetini değiştirerek nöbetini 19 Aralık’a aldığı vurgulandı.

ANA HABERE VERİLDİ

TRT Haberde Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Kezban Bülbül’ün görüntüleri izlemesinden sonra TRT Haber Dairesi Başkanı Yaşar Taşkın Koç ile görüşme yaptığı belirtilen iddianamede, bu görüşme neticesinde söz konusu görüntülerin yayımlanmaması, ISOFT sisteminden silinmesine karar verildiği anlatıldı. Bülbül’ün görüntülerin delil teşkil etmesi nedeniyle, yedeğinin alınarak sistemden silinmesini istediği öne sürülürken, “Bu esnada saat 19.17.18 sıralarında ISOFT sistemine atılan görüntüler yaklaşık 20 saniye sonra TRT 1 Ana Haber Bülteni ekibinde görev yapan M.E.Ç. tarafından Erhan Çelik’in talimatıyla ISOFT sisteminden indirildi ve üzerine TRT logosu bindirilerek yayına hazır hale getirildi. Hazırlanan görüntü saat 19.30’daki Ana Haber Bülteni’nde yayımlandı” denildi.

“HABERCİLİKLE AÇIKLANAMAZ”

İddianamede ayrıca, “Saldırı eyleminin açık bir şekilde terör eylemi olduğunun belli olmasına rağmen TRT kurumunun bağlı olduğu yayın ilke ve esaslarına aykırı olarak sayın büyükelçinin vurulma anına ilişkin görüntülerin sansürsüz, buzlanmadan, herhangi bir kısıtlamaya dahi tutulmadan  kısa süre içerisinde  yayımlanmış olması hususu dikkate alındığında olay yerine 3G sisteminin gönderilmiş olması ve sonrasında yaşanan gelişmelerin gerçekleşen saldırı ile bağlantılı olduğu, bu hususun habercilik ve haber yapma kavramları ile açıklanamayacağı anlaşılmıştır” denildi.

Kaynak: Cumhuriyet

14 Kasım 2018 Çarşamba

FETÖ'cü Subay, Avukatıyla Eş Cinsel İlişkiye Girerken Yakalandı

Darbe girişiminde aktif rol alan ve ağırlaştırılmış müebbete çarptırılan eski yüzbaşı Üstün, görüşme odasında kuzeni ve aynı zamanda avukatı olan A.B.O. ile uygunsuz vaziyette yakalandı.



FETÖ’nün hain darbe girişiminde yer alan ve Deniz Harp Okulu Komutanı Tümgeneral Mesut Özel’in kelepçeleyerek rütbelerini sökülüp Maltepe Cezaevi’ne götürülmesi olayının organize eden eski yüzbaşı Semih Barbaros Üstün, geçtiğimiz ocak ayında ağırlaştırılmış müebbete çarptırıldı. Üstün’ün yattığı Silivri Cezaevi’nde akıllara durgunluk veren bir cinsel sapıklık olayına imza attığı ortaya çıktı.

KAMERA ALANINDAN ÇIKTILAR

Silivri 6 No.lu Cezaevinde kalan Üstün, 18 Haziran 2018’de aynı zamanda kuzeni de olan avukat A.B.O. ile görüşme yapacağını bildirdi. Görüşme odasına alınan Üstün ve A.B.O., burada karşılıklı konuşmaya başladı. Odada bulunan kameralar tarafından görüntülenen ikilinin bir ara kameraların açısından çıktığını fark eden infaz koruma memurları hemen görüşme odasına gitti. Birkaç dakika sonra odaya giren infaz koruma memurları gördükleri manzara karşısında şoke oldu!

KOĞUŞU DERHAL DEĞİŞTİRİLDİ

Darbeci eski Yüzbaşı Semih Barbaros Üstün ile (erkek) kuzeni ve avukatı olan A.B.O’nun cinsel ilişki halinde olduklarını gören infaz koruma memurları ikiliyi odadan çıkartıp tutanak tuttu. FETÖ’cü sapık darbeci Üstün’ün kaldığı koğuş ve oda değiştirilirken, avukat da cezaevinden çıkartıldı. 

SORUŞTURMA BAŞLATILDI

Üstün hakkında Silivri Cumhuriyet Savcılığı tarafından cinsel taciz suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Üstün ile cinsel ilişki halinde yakalanan avukat A.B.O. hakkında soruşturma açılabilmesi için de Adalet Bakanlığı aracılığıyla İstanbul Barosu’na başvuruda bulunuldu. Baro’nun izin vermesi durumunda avukat hakkında da dava açılacağı öğrenildi.

Kaynak: Akşam

FETÖ, Hedefleri İçin “Masumları Ezmeyi” Mübah Görmüş!

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) yapılanmasına ilişkin hazırlanan iddianamede, örgütün hedeflerine ulaşmak için masum insanları öldürmeyi göze aldığı bir kez daha ortaya çıkarıldı.



Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve 21. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede 6'sı eski ÖSYM çalışanı 10 sanığın, “silahlı terör örgütü kurma ve yönetme”, “silahlı terör örgütüne üye olma”, “ÖSYM kanununa muhalefet”, “bilişim sistemine hukuka aykırı müdahale suretiyle haksız çıkar sağlama” ve “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçlarından cezalandırılması talep edildi.

Soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak üzere itirafçı olan eski ÖSYM çalışanı İ.P., FETÖ'ye dair bildiklerini ve örgütün ÖSYM'deki faaliyetlerini anlattı.

İtirafçı İ.P., FETÖ yapılanmasıyla üniversitede öğrenim gördüğü İzmir'de tanıştığını, mezun olduktan sonra da FETÖ ile iltisaklı bir kurumda yazılım mühendisi olarak çalışmaya başladığını belirtti.

İlerleyen süreçte Ankara'ya gelerek Türk Telekom'da çalışma hayatına devam ettiğini anlatan İ.P., maaşının düşük olduğu gerekçesiyle buradan ayrılarak ÖSYM'ye başvurduğunu, 2012 yılı Ocak ayından itibaren ÖSYM Bilgi Güvenliği ve Yönetimi Daire Başkanlığında bilişim personeli olarak çalışmaya başladığını dile getirdi.

Üniversite yıllarından itibaren FETÖ sohbetlerine katılmaya devam ettiğini, bu süreçte farklı “FETÖ imamları”nın kendisiyle ilgilendiğini aktaran İ.P., ÖSYM'de işe başladıktan 4 ay sonrasına kadar hiçbir örgüt üyesinin kendisiyle temasa geçmediğini, daha sonra “Mahir” kod adlı firari Bekir Şimşek'in kendisini “Halit” kod adlı FETÖ'cü ile tanıştırdığını ve “Bundan sonra senin ÖSYM abin budur.” ifadelerini kullandığını bildirdi.

“Halit” kod adlı örgüt üyesinin, kısa süre sonra ÖSYM çalışanı itirafçı C.İ. ile kendisini aynı sohbet grubuna dahil ettiğini belirten İ.P., belirli aralıklarla yapılan sohbetlerde dini konuların görüşüldüğü ve örgüt elebaşı Fetullah Gülen'e ait videoları izlenildiğini söyledi.

FETÖ, ÖSYM'YE ÖZEL ÖNEM VERMİŞ!

İfadesinde, kendisinden sorumlu FETÖ'cü Halit'in, ÖSYM'deki işlere ilişkin kendisine sorular sorduğunu açıklayan İ.P., soruları geçiştiren cevaplar ile ÖSYM'ye ilişkin net bilgiler vermediğini savundu.

Örgütün ÖSYM'ye özel önem verdiğini kaydeden İ.P. sözlerini şöyle sürdürdü:

"Halit bana, ÖSYM'nin çok önemli kurumlardan birisi olduğunu, cemaat olarak bu kuruma çok önem verildiğini, gizliliğin çok önemli olduğunu söyledi. Cemaat mensuplarının ÖSYM içerisinde deşifre olmamak için cuma namazı kılmaması, herkesin içinde kolaylıkla oruç bozabilmesi gerektiğini söyledi. Telefon numarasını eline yazarak gösterdi ve bu şekilde hemen ezberlememi istedi, herhangi bir yere yazmama müsaade etmedi. Anormal bir durum olduğunda kendisini ankesörlü telefondan aramamı, bunun haricinde kesinlikle aramamamı istedi.

ÖSYM'de çalıştığımız sırada kesinlikle namaz kılmamamızı, bayram namazlarına gitmememizi, gitmemiz halinde oturduğumuz adrese uzak bir camiye gitmemizi ve dindar olduğumuzu kimseye hissettirmememizi söyledi. Kendimi bu yüzden ajan gibi hissetmeye de başladım. Sohbetin birinde bana ve C.İ.ye, 'ÖSYM'de ne olup bittiği konusunda doğru düzgün bilgi getirmiyorsunuz, çaycılar bile sizden daha iyi bilgi getiriyor'. dedi."

“MASUM İNSANLARI SAVAŞI KAZANMAK İÇİN EZER MİSİN?”

FETÖ'nün 17-25 Aralık'taki operasyonlarından sonra ne kadar tehlikeli olduğunu anladığını beyan eden İ.P., Gezi Parkı olayları sırasında da örgüt üyelerinin eylemcileri destekler nitelikte ifadeleri olduğunu belirtti.

Örgütün devlet için tehlikeli bir boyuta geldiğini düşünmeye başlamasından sonra “sohbet” adı verilen toplantılara katılmama kararı aldığını aktaran itirafçı İ.P., son kez çağrıldığı örgüt toplantısında yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Halit kod adlı M.D., gözyaşları içinde bana Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil'in Fetullah Gülen'in bedduası ile ilgili yorumunu İnternetten izletmeye çalıştı. Daha önceden zaten izlediğimi ve gereksiz olduğunu söyledim. Halit kod adlı FETÖ'cü bana, 'Sen bir ordunun komutanı olsan ve tankların olsa masum insanları ezmeden savaşı kazanamayacağını bilsen, bu masum insanları savaşı kazanmak için ezer misin?' diye sordu. Bu soruya şaşkın bir şekilde cevap veremedim, düşündükten sonra 'Böyle bir şey olamaz ve yapamam' dedim.”

Kaynak: AA

3 Ekim 2018 Çarşamba

FETÖ'nün 3 Korkusu...

Emniyet bünyesinde oluşturulan özel ekibin yaptığı çalışmalarda FETÖ/PDY'nin en çok korktuğu konuların “ByLock”, “mahrem imam yapılanması” ve “ankesör” soruşturmaları olduğu belirlendi.



AA muhabirinin emniyet yetkililerinden aldığı bilgiye göre, 15 Temmuz 2016'da hain darbe girişiminde bulunan FETÖ/PDY'ye yönelik çalışmalar, örgütün kirli yüzünü deşifre ediyor.

Emniyet birimleri, ellerindeki delil, belge ve itirafçılardan elde ettiği bilgiler sayesinde adeta köşeye sıkıştırdığı örgüt mensuplarının kaçamak ve yanlış cevaplar vererek kendilerini yönlendirmelerine izin vermiyor, böylece FETÖ'cülerin bu şekilde kendilerini aklamaları da engelleniyor.

Şüphelilerin itirafları, ele geçirilen örgütsel doküman, ByLock mesajları gibi materyaller en ince ayrıntısına kadar incelenirken bazı dikkat çekici tespitlere ulaşılıyor. Tespitlerde bulunulurken FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in örgüt mensuplarını bir arada tutmak için İnternet sitesi, sosyal medya ve üyeleri aracılığıyla ilettiği mesajlara da bakılıyor.

Tüm bu unsurlar incelendiğinde FETÖ'nün en çok korktuğu konuların ByLock, mahrem imam yapılanması ve ankesör soruşturması olduğu anlaşılıyor.

BYLOCK KULLANICILARI TEK TEK DEŞİFRE EDİLİYOR

FETÖ'nün mahrem yapılanmasında yer alan “Garson” isimli gizli tanığın savcılığa verdiği SD kartta ByLock kullanıcısı 102 bin kişilik liste çıkmıştı. MİT'in yaptığı çalışmalarda ise 45 bin 220 ByLock kullanıcısı daha tespit edildi.

Emniyetin çalışmalarında da ByLock kullanıcısı olarak 9 bin 320 kişinin daha ismine ulaşıldı. Yapılan inceleme sonucu 9 bin 320 kişiden 6 bin 580'inin MİT'in listesinde bulunduğu belirlendi. Böylece emniyetin yeni olarak tespit ettiği ByLock kullanıcısı sayısının 2 bin 740 olduğu anlaşıldı.

“Garson”un verdiği SD kartta bulunan 102 bin kişi ile MİT'in çalışmalarında ulaştığı 45 bin 220 kişi arasında mükerrer kullanıcıların olduğu, bu nedenle ByLock kullanıcısı sayısının 110 bin civarlarında bir sayıya ulaşmasının beklendiği bildirildi. Ancak daha sonra yapılacak çalışmalarda elde edilecek veriler doğrultusunda bu sayının artabileceği ifade edildi.

DAİRE BAŞKANLIKLARI KOORDİNASYONUNDA ÖZEL EKİP

İsimlerin tespitinin ardından kullanıcıların ByLock bilgileri, mesajlar ve giriş-çıkış yaptıkları zaman dilimleriyle ilgili içerik tespitine geçildi.

Bu kapsamda Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM), Terörle Mücadele (TEM), İstihbarat ve Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıkları ile il emniyetlerinin ilgili şube müdürlüklerinden personelin katılımıyla özel ekip oluşturuldu.

Özel ekibin sadece ByLock üzerine çalışmalar yürütmediği, örgütün yapılanması ve yöntemlerinin tespitine yönelik detaylı analizler yaptığı belirtildi.

Daire başkanlıklarının koordinasyonunda yürütülen çalışmalara bugüne kadar 60 ilden emniyet personelinin katıldığı, diğer illerden polislerin de planlanan zamanlarda çalışmaya katılacağı öğrenildi.

BYLOCK İÇERİKLERİ KRİTER OLARAK KULLANILIYOR

İnceleme sonucu, bazı şüphelilerin ByLock'ta kullanıcı adı olarak örgüt içerisindeki kod adını, şifre olarak ise çocuklarının adını, görev yaptığı illerin plaka kodunu kullandığı belirlendi. Mesajların incelenmesi sırasında bazı kullanıcıların evinin adresini veya kimlik numarasını verdikleri görüldü.

Bu bilgiler, şüphelilerin ByLock kullanıcısı olup olmadığına ilişkin yapılacak tespitlerde kriter olarak kullanıldı.

Özel ekibin yaklaşık 15 bin ID üzerinde kimlik tespitine yönelik çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi.

MAHREM İMAMLAR

Örgüt içerisinde sözde üst düzey öneme sahip mahrem imamlara yönelik çalışmalar da devam ediyor. Bu kapsamda bugüne kadar yapılan çalışmalarda yaklaşık 4 bin 670 ismin örgütün mahrem imamı olduğu belirlendi.

Örgütün hücre evi olarak bilinen “gaybubet” evlere düzenlenen operasyonlarda, bunlardan 1.400'ü yakalandı. 1.700'ünün ise farklı FETÖ soruşturmaları kapsamında tutuklanarak cezaevine konuldukları anlaşıldı. Firari 1.570 mahrem imamın yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.

EMNİYETİN ELİNDEKİ BİLGİLER ÖRGÜT ÜYELERİNİ ŞAŞIRTIYOR

Soruşturmalarda elde edilen bilgilerle örgütle mücadelede önemli bir mesafe kateden emniyet birimleri, şüphelilerin sorgularına girmeden önce “derslerini” iyi çalışıyor.

Osmaniye'de yürütülen FETÖ soruşturmasında gözaltına alınan bir mahrem imamın ifadesinde, “Örgüt bize 'Emniyetin elinde bir şey yok' dedi. Örgütün verdiği talimat doğrultusunda polisin bana yönelttiği iddiaları inkar ettim. Ama ByLock kullanıcı adım ile şifremi söylediklerinde devletin her şeyi bildiğini anladım.” ifadelerini kullandığı belirtildi. Mahrem imamın verdiği bu ifadenin, örgütün ByLock içeriklerinin deşifresinden ne kadar korktuğunun somut örneği olarak değerlendirildiği kaydedildi.

ANKESÖR SORUŞTURMASI ŞÜPHELİLERİNİN YARISINDAN FAZLASI İTİRAFÇI OLDU

FETÖ mensupları, ByLock ve örgüt içinde kullandıkları diğer haberleşme programlarının deşifre edilmesinin ardından büfeler ile kent merkezlerinde belli noktalarda bulunan ankesörlü telefonlar üzerinden haberleşmeye başlamıştı. Yapılan tespitlerin ardından birçok ilde buna yönelik soruşturmalar başlatılmıştı.

Emniyetin soruşturmalar doğrultusunda yaptığı operasyonlarda gözaltına alınan çok sayıda FETÖ'cü askerin mahrem yapılanmada yer aldıkları anlaşılmıştı.

Bu kapsamda bugüne kadar yapılan operasyonlarda 8 bin 360 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden yaklaşık 4 bin 200'ü etkin pişmanlıktan yararlanarak itirafçı olmak istedi. Bu noktada devreye giren Emniyet Genel Müdürlüğü, itirafçıların verdikleri bilgilerle operasyonları yönlendirmelerine izin verilmemesi konusunda il emniyet müdürlüklerini uyardı.

İTİRAFÇI, VERDİĞİ BİLGİLERİN ÖNEMİNE GÖRE SERBEST BIRAKILIYOR

Emniyet yetkilileri, bazı çevrelerce getirilen “İtirafçılar iki isim verip çıkıyorlar” eleştirisinin haksız olduğunu belirterek, böyle bir durumun söz konusu olmadığını, itirafçının verdiği bilgilerin eldeki bilgilerle karşılaştırıldığını, yeni ve yeterli bilgi vermeyen itirafçıların serbest bırakılmadığını vurguladı.

Ankesörlü telefonlardan yaptıkları görüşmelerin takip edilemeyeceğini düşünen FETÖ üyelerinin, bu yöntemlerinin de deşifre edilmesiyle iletişim kanallarının tamamen tıkandığı ve bunun da örgüt içerisinde paniğe neden olduğu ifade edildi.

Kaynak: AA

24 Eylül 2018 Pazartesi

FETÖ'nün 100 Bin Kişiyi Evlendirdiği İzdivaç Genelgesi Ortaya Çıktı

FETÖ’nün örgütsel kodlarını gözler önüne seren ve örgütün yıllar içinde oluşturduğu kapalı yapısını şekillendiren “izdivaç genelgesi” ortaya çıktı. Örgüt lideri Fetullah Gülen’in isteğiyle hazırlanan ve ilk kez yayımlanan talimatname niteliğindeki bu belgede, FETÖ’nün mahrem hizmetler adlı özel biriminde kimin kiminle ve nasıl evlendirileceğine dair emirler yer alıyor.



Kimin kimle ve hangi koşullarda evleneceğini düzenleyen genelgede, askerdeki örgüt mensuplarına ve yöneticilerine daha iyi evlilik yapma önceliği tanınıyor. Bu genelge doğrultusunda evlenen mahrem hizmetlere mensup örgüt üyesi sayısının 100 bin olduğu tespit edildi.

EVLİLİĞİ SİSTEME OTURTMUŞLAR

Rapora göre örgütteki tüm evlilikler izdivaç mes'ulü imamdan alınan talimatlarla gerçekleştiriliyor. Aynı raporda mahrem hizmetlerdeki örgüt yönetici ve üyelerinden askeriyedekilere daha iyi evlilikler yaptırılması stratejisinin benimsediği, diğer mahrem hizmetlerde ise katalogdan kalan eşlerin seçildiği bilgisi yer aldı. Bu bilgi, örgütün kendi içinde evliliği sınıfsal bir sisteme oturttuğunu gösteriyor.

GENELGENİN ANA BAŞLIKLARI

“İzdivaç” isimli genelgede şu ana başlıklar yer alıyor:

  • Neden biz evlendirmeliyiz?
  • Ne zaman evlendirilmeli?
  • Adayların alınmasında ve takibinde izlenecek yol
  • İl ablaları ile istişare - Ön görüşme (Mülakat)
  • Mülakatlarla ilgili sorunlar
  • Telefon görüşmelerinde yaşanan problemler
  • Muhtelif problemler
  • Yeni gelen adaylara evlilik konusunda bilgilendirme yapılmalı
  • Öğrencimizi (Örgüt üyesi) tanıma, evlilik semineri verme
  • Evlilikle ilgili öğrencinin taleplerini alma (Fertten ferde)
  • Genel izdivaç mesulüne talep bildirme
  • Genel izdivaç mesulü abiden aday alma
  • Öğrencimize adayı takdim etme
  • Görüşme semineri verme
  • Sonuna kadar süreci kontrol etme
  • Evlilik ve düğün

İZDİVAÇ KİTAPÇIĞINI, FETÖ ABİLERİ VERİYOR

Kamuoyunda katalog olarak bilinen evlilik kitapçığının izdivaç mes'ulü abiden alınacağı da genelgede belirtiliyor. Genelgenin bu kısmında“Öğrencimiz dış görünüşe çok önem veren biri ise mutlaka fotoğraf gösterilmeli. Bize göre güzel olan birisi ona göre çok çirkin olabilir.”

BİLGİLERİ FORMA İŞLENİYOR

Adayların hizmet geçmişi, aile yapısı, sosyal ve kültürel durumu, memleket tercihi, kişilik yapısı gibi bilgelerin de forma işlenmesi isteniyor.

NABZA GÖRE ŞERBET VERİLMEMELİ

Genelgede “Adayın ailesinin varsa olmazsa olmazları, izdivaç hususunda son kararı kimin vereceği öğrenilmeli… Huy ve karakter olarak istemedikleri ve geçinemeyeceği fıtratlar, fiziki olarak takıntısı var mı öğrenilmeli. Nabza göre şerbet verilmeli ve her fıtrata uygun birilerinin olabileceği ifade edilmeli” gibi ifadeler de dikkat çekiyor.

Kaynak: Sabah

30 Ağustos 2018 Perşembe

FETÖ'nün “Paraları Alıp Kaybolun!” Talimatı ByLock'ta

Erzurum'da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi ve yöneticisi olduğu gerekçesiyle yargılandığı davada 15 yıl hapse çarptırılan örgütün sözde “avukat ünitesinden sorumlu il imamı” eski öğretmen Hasan Aslan'ın ByLock görüşmelerinde, örgüt mensuplarına vakıf mallarını satıp nakde çevirip gözden kaybolması talimatı verdiği belirlendi.



Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada FETÖ/PDY üyesi ve yöneticisi olduğu için 15 yıl hapse çarptırılan tutuklu sanık Hasan Aslan'ın örgütün gizli haberleşme sistemi ByLock programı aracılığıyla örgüt mensuplarıyla yaptığı görüşmeler ortaya çıktı.

Örgütün sözde “avukat ünitesinden sorumlu il imamı” eski öğretmen Aslan'ın ByLock görüşmelerine ilişkin hazırlanan “Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nda, Aslan'ın “600001” kullanıcı adıyla ByLock programını 8 Kasım 2014 ila 19 Şubat 2016 tarihleri arasında kullandığı aktarıldı.

Tutanakta programdan 298 mesaj ve 331 mail gönderdiği, 568 mesaj ve 106 mail aldığı bildirilen Aslan'a program üzerinden 125 arama geldiği, bu kişinin de 32 arama yaptığı kaydedildi.

Aslan'ın ByLock programında “reisler”, “ekip 1”, “koordinasyon”, “av” ve “dershane” adıyla 5 grup kurduğu ve “bölge”, “ada”, “BRM”, “avukat” gibi isimlerle de kurulan 19 gruba katıldığı anlatılan tutanakta sanığın ByLock yazışmalarında, genel olarak toplantıların ve programların durumu, toplantılara kimlerin katılacağı, Erzurum dışındaki illerde yapılacak etkinliklerin ayarlanması gibi konular tespit edildiği belirtildi.

Aslan'ın örgüt mensupları ile yaptığı çarpıcı görüşmelere de yer verilen tutanakta, sanığın A.O.Ş. ile yapılan görüşmesinde, “Abiler, Gaziantep merkezdeki derneklere savcılık kararı ile baskına geldiler. 2010 dahil 2015'e kadar alınan proje evraklarının bir nüshasını aldılar. Diğer yerlerde de bu şekilde gelebilirler.” dediğine işaret edildi.

EKONOMİK KAYIP ÇOK, ACİL FORMÜL LAZIM

A.O.Ş.nin de görüşmede FETÖ'nün Erzurum'da kapatılan Özel Şifa Hastanesine ilişkin Aslan'a “Şifa ile ilgili sıkıntı var. Ruhsatı yenilememişler. Ne yapılır, İdare Mahkemesi mi bakar. Ekonomik kayıp çok, acil formül lazım. Başka yerlere soralım. Savaş Beyin ByLog var mı? Ekle, ona yazdım seni arar. Çok çok çok önemli ve acil.” şeklinde ifadeler kullandığı tutanağa geçti.

Tutanaktaki Aslan'ın görüşmelerinde örgütün özellikle mal ve para kaçırmak için yaptığı usulsüzlükler de gözler önüne serildi.

Aslan, ByLock'ta A.O.Ş. ile yaptığı bir başka yazışmada ise şu ifadeleri kullandı:

“Kesinlikle vakıfların bünyesinde burs alan, bağış yapan gibi durumlar olmasın, bu kayıtları tutmak mecburiyetinde değiliz. Karar defterinde bağışçıların ismi varsa karar defterinin su bastı, taşınırken kayboldu gibi ifadelerle yok edip yeni karar defteri almak gerekir. Vakıf yönetiminde sıkıntılı isimler istifa etsin, yerine çoğunluk kararıyla yeni isimler alalım. Vakfın hesabında kesinlikle nakit para tutmayın, olası bir kayyum meselesinde kayyuma elimizle para teslim etmeyelim.”

VAKIF MALLARINI SATIP YURT DIŞINDAKİ KURUMLARA BAĞIŞLAYIN

Aslan'ın aynı görüşmede A.O.Ş.ye “Vakıflar mallarından satılabilenleri satıp nakde çevirerek yurt dışındaki kurumlara, vakıflara, kişilere bağışta bulunsun. Vakıf senedinde faaliyetlere uygun her yere bağış yapabilir diyor. En kötü ihtimalle birisi parayı alsın kaybolsun.” dediği de kayıt altına alındı.

Tutanakta, Aslan'ın satılan vakıf mallarından elde edilen paranın yurt dışına kaçırılması için de şu önerilerde bulunduğu aktarıldı:

“Yurt dışında akademisyen, lisans, yüksek lisans gibi öğrencilere aylık 3 bin ya da 5 bin dolar şeklinde yıllık yaptırılabilir. Afrika'daki arkadaşlara gönderilebilir. En son ihtimal elden çıkarmayacağımız malları kendi üniversitelerimize bağışlayarak (burada vergi doğmaz) bu ve benzeri burs çalışmalarıyla paralar eritilebilir. Vakıftaki evraklarla alakalı Türkiye'de adliyeleri her yıl ocak ayında su basar, tutanak tutulur, evraklar imha edilir. Vakıfların tüm gayri menkulleri tespit edilerek Vakıflar Genel Müdürlüğünde kayıtlıdır, bakmak gerekiyor. Olmayanlar kayıt altına alınırken mevcutları yetki belgesi alınarak satılabilecekler satılmalı.”

Tutuklu sanık Aslan'ın A.O.Ş.ye gönderdiği mesajlarda ayrıca “Abi, Erzincan'da gözaltı kararı olanlardan biri, yapı ile alakalı farklı ifade vermiş. Bir de abi, operasyondan haberimiz olduğunu açığa çıkarmış olduk. Oradan bir daha zor haber alırız.” dediği anlaşıldı.

Hasan Aslan'ın aynı kişi ile yaptığı bir başka konuşma da adli hakim ve savcılar konusunda değerlendirmelerde bulunduğu belirtildi.

Kaynak: AA

21 Temmuz 2018 Cumartesi

Ukrayna’da Yakalanan FETÖ’cü Çöpçatan Çıktı

İstihbaratın Ukrayna'da yakaladığı FETÖ'nün sosyal medya uzmanı Yusuf İnan'ın polisler arası evlilik için bir İnternet sitesi kurduğu, “Dişikuş” isimli bir de çöpçatan sitesi çalıştırdığı belirlendi.


Türk İstihbarat Birimleri'nin Ukrayna'dan İstanbul'a getirdiği, Fetullahçı Terör Örgütü'nün sosyal medya uzmanlarından Yusuf İnan'ın geçmişte polisler arası evlilik için bir çöpçatan sitesi kurduğu ve bu site üzerinden evlilikler yaptırdığı ortaya çıktı. İnan'ın bu site sayesinde birçok polisin kişisel bilgilerini de elde ettiği anlaşıldı. Ayrıca İnan'ın “Dişikuş” isimli bir de çöpçatan sitesi çalıştırdığı belirlendi.


Geçtiğimiz günlerde Fetullahçı Terör Örgütü'nün 15 Temmuz kanlı darbe girişiminin ardından yurt dışına kaçan, darbe girişimi öncesinde kurduğu İnternet siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden algı operasyonları yürüttüğü tespit edilen Yusuf İnan geçtiğimiz günlerde yakalanmıştı. Türk İstihbarat Birimleri'nce Ukrayna'dan uçakla İstanbul Atatürk Havalimanı'na getirilen İnan, İzmir 2. Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan aranıyordu.

ÇÖPÇATAN ÇIKTI!

İzmir'de çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilen İnan hakkında çok ilginç bir bilgi ortaya çıktı. Yusuf İnan'ın 2010 yılında polisler arası evlilikler için “polisarkadas.com” isimli bir çöpçatanlık sitesi kurduğu öğrenildi.

AYNI FETÖ'DEKİ GİBİ KATALOG!

2010 yılında konuyla ilgili açıklama yapan Yusuf İnan'ın:

“Emniyet mensuplarımız, canlarını dişine takarak görev yapıyor. Zamanlarının çoğu işleriyle geçiyor ve arkadaşlık kurmaya, hayat arkadaşlarını seçmeye fırsat bulamıyor. Bu yönde talep olunca siteyi kurduk. Zaten farklı meslek kolları için de evlilik ve arkadaşlık sitelerimiz var. Evlilik konusunda internet üzerinden uğraşmak istemeyenler, zamanı olmayanlar için bu sitede, 'evlilik kataloğu' adı altında bir hizmette sunduk. Seçen ve seçilen durumu var. Seçen kişi, ödemesini yapıyor, beş fotoğrafının da bulunduğu belgeleri bize gönderiyor. Biz de onun adına, evlenmek istediği kişiye yönelik çalışma yapıyoruz. Üyelerimiz arasından istenilen kriterdekileri buluyoruz ve onlara da durumu iletiyoruz. İstenilmesi durumunda görevlilerimiz eşliğinde buluşmaları sağlanarak evlilikleri yolunda yardımcı oluyoruz”

dediği görüldü. İnan'ın ayrıca “Dişikuş” isimli bir çöpçatan sitesi de çalıştırdığı saptandı.

FETÖ'NÜN İZDİVAÇ SORUMLULARI

Bilindiği gibi Fetullahçı Terör Örgütü mensubu şahıslar, “katalog” evliliği adı altında aynı bu çöpçatanlık sitesinde olduğu gibi kişilerin fiziksel bilgilerini alarak onlara uyan karşı cinsi buluyorlardı ve örgüt içi evlilikler yapıyorlardı. FETÖ'de “izdivaç sorumlusu” olarak anılan bu örgüt mensupları kimi zaman bir hakim, kimi zaman bir emniyet müdürünün eşi, kimi zaman da askerlerden sorumlu bir imam olabiliyordu.

Kaynak: Sabah

22 Mayıs 2018 Salı

Kamu Denetçiliği Kurumunda (KDK) Kaybolan Bir Dilekçe

01 Ağustos 2016 tarihinde Kamu Başdenetçisi M. Nihat Ömeroğlu'na gönderilen ve teslim edilen ancak daha sonra akıbeti sorulduğunda kaybolduğu/kaybedildiği anlaşılan bir dilekçe...


Sayın Kamu Başdenetçisi,

Yıllar önce genç bir hukuk öğrencisiyken “ombudsmanlık” kurumunu ilk kez duyduğumda Türkiye için ne kadar uzak bir ihtimal olduğunu düşünüp hayıflanmıştım. Yıllar sonra ise bu kurumun Kamu Denetçiliği olarak Türkiye’ye kazandırılmasına hem sevinmiş hem de heyecan duymuştum.

Meslek hayatı boyunca duyarlı ve sorumlu bir vatandaş olarak, birey kadar devletin de hukuk(l)a bağlı olmasını arzu eden, hukuk devleti ilkesinin ise ancak açık, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla kâğıt üzerinden yaşama geçebileceğine inanan bir birey olarak, karşılaştığım her tür haksız ve hukuk dışı uygulamaya elden geldiğince karşı koymayı ve tepki göstermeyi kendime şiar edinip bunu önemli bir sorumluk ve ödev olarak kabul ettim.

Nitekim daha stajyer bir avukatken cumhuriyet başsavcısının hukuk dışı eylem ve işlemlerini Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna şikâyet etmekten imtina etmediğim gibi, 28 Şubatın en sıcak günlerinde ise Genelkurmay Başkanlığına bir tepki yazısı kaleme almakta (çevremin tüm kaygı ve itirazına rağmen) bir sakınca görmedim.

İlginçtir ki tüm bu girişimlerin sırasında, o tarihlerde varlığı bilinmeyen “Paralel Devlet Yapılanması” olarak da adlandırılan “Fetullahçı Terör Örgütü” (FETO/PDY) mensuplarının da hukuk dışı eylem ve işlemlerine karşı sert tepkiler gösterip girişimlerde bulundum. Kuşkusuz bunu yaparken ne bu yapıya ne de muhatapların mensubiyetine dair bir bilgiye sahip değildim. Zaten benim yaptığım da yukarıda belirtildiği gibi ilkesel düzeyde tepki ve hak arama faaliyetinden ibaretti. Ancak, birçoğu üst düzey kamu görevlisi olan muhataplarımın son derece sert eleştiri ve tepkilerim karşısında akıl almaz bir sessizliğe bürünmeleri bana tuhaf ve şaşırtıcı gelmekteydi.

Ne var ki yıllar sonra, 2015 yılının Ocak ayına gelindiğinde bu sessizlik ve tepkisizliğin nedeni ortaya çıkmış ve o dönemde öğretim görevlisi olarak bulunduğum Turgut Özal Üniversitesi, bunun “hesabını” bana ödetmenin ilk adımını atmıştı. Gerçekten de 21 Ocak 2015 tarihinde başlayan süreçle birlikte başta Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı olmak üzere Uyuşmazlık Mahkemesi, Ankara Emniyet Müdürlüğü, Ankara Bölge İdare Mahkemesi, Ankara 10. İdare Mahkemesi, Ankara Barosu, Yüksek Öğretim Kurulu, Sosyal Güvenlik Kurumu, PTT, Vakıfbank, Başbakanlık Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu, Kırklareli Üniversitesi, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü, Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı gibi birçok kamu kurum ve kuruluşunda olağan sayılmayacak eylem ve işlemlerle karşılaşmaya başlamıştım. Elbette ki tüm bunlara karşı sessiz kalmayarak hemen hepsiyle ilgili olarak ihbar, şikâyet ve suç duyurusu gibi yasal girişimlerde bulunduysam da bu başvurularımın neredeyse tümü akamete uğratılmış ve şimdiye kadar da (epeyce geciktirilerek) açılan bir ceza davası dışında bunlardan bir sonuç almak mümkün olmamıştır.

Yine bu süreçte hakkımda ciddi bir yıldırma ve yıpratma faaliyeti uygulayan Turgut Özal Üniversitesine çok sayıda bilgi edinme başvurusu yapılmışsa da dilekçelerin “kayıt tarihi ve sayısı” gibi sıradan bir bilgi bile tarafımla paylaşılmamış; Başbakanlık Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna yapılan itiraz başvurularım da sonuçsuz kalmıştır.

İşte 04 Nisan 2016 tarihinde tüm bu olumsuzluklara karşın son derece iyimser önyargılar ve beklentilerle Kurumunuza ilk şikâyet başvurumu yaptıysam da ne yazık ki Kurumunuzda da şaşırtıcı biçimde aynı akıbetle karşılaştım ve nitekim aradan geçen dört aya rağmen tam da Turgut Özal Üniversitesinin arzu ettiği gibi hiçbir şikâyetim sonuçlandırılmadı. Hiç kuşkusuz sonuçsuz kalan (muhtemelen savsaklanan) bu şikâyetler kadar Kurumunuzda karşılaştığım kimi tavır ve uygulamalar da beni sükûtu hayale uğrattı.


Gerçekten de ilk başvurumdan birkaç ay sonra, Mayıs ayı içerisinde, Kurumunuzdan telefonla aranmam üzerine kimin tarafından arandığımı tespit etmek için şikâyetlerimi inceleyen uzmanlarınıza tek tek ulaşarak yaptığım görüşmeler sırasında, Kurumunuz uzmanı (veya yardımcısı) İdris Mermi ile yapılan görüşmede, ilk şaşkınlık yaşanmış ve “idarenin reddettiği talebimle ilgili olarak yeniden idareye başvurmadan neden Kurumunuza başvurduğum” gibi tuhaf bir soruyla karşılaşılmıştır. İlginç olansa bu görüşmede, söz konusu şikâyetle ilgi bana telefonla ulaşılmasını gerektiren hususun ne olduğu anlaşılamamıştır.

Öte yandan yukarıda bahsedilen Turgut Özal Üniversitesiyle ilgili (04 Nisan 2016 tarihli) ilk şikâyetimin akıbetini öğrenmek maksadıyla ulaştığım Kurumunuz uzmanı Ersan Özgür ile yapılan görüşmede ise benim ciddi ve önemli bir içeriğe sahip olduğunu düşündüğüm şikâyetimin, adı geçen uzmanınız tarafından adeta gereksiz bir yük olarak görüldüğü ve neredeyse hiç incelenmediği izlenimi edinilmiştir. Nitekim adı geçen uzman, bu bilgi edinme başvurularını yapma sebebimi merak edip sorgulamış ve ayrıca Turgut Özal Üniversitesi rektör yardımcısı hakkındaki disiplin cezası talebimin de “anlamsız” olduğunu ima etmiştir. Ne var ki tüm bu olumsuz izlenime rağmen, bu ilgisizliğin iş yüküyle ve şikâyetin kapsamlı olmasıyla ilgili olabileceği düşünülerek adı geçen uzmanın isteği üzerine ekteki tablo hazırlanarak kendisine e-posta yoluyla gönderilmiştir. Ne var ki bir örneği de şahsıma ait bilgi@asilbay.com adresine gönderilen ve sorunsuz şekilde bana ulaşan bu e-posta, her nedense ersan.ozgur@ombudsman.gov.tr adresine teslim edilememiştir.

Önemle belirtmek isterim ki Kurumunuzun beni en çok şaşırtan ve anlamakta güçlük çektiğim bir diğer uygulaması ise cevapsız bırakıldığı yahut yok sayıldığı (meşgule alındığı) halde hem ev hem de cep telefonumun iki hafta içerinde en az 15-20 kez aranmış olmasıdır. Gerçekten de:
  • 14 Temmuz 2016 günü saat 17.00 ile 18.30 saatleri arasında tam 6 kez,
  • 15 Temmuz 2016 tarihinde 2 kez,
  • 26 Temmuz 2016 tarihinde birisi saat 17.00 sularında olmak üzere 3 kez, 
  • 27 Temmuz 2016 tarihinde ise birisi sabah saat 9.30’da olmak üzere 4 kez
ısrarlı şekilde aranmamın makul bir açıklaması olduğu sanılmamaktadır. Ayrıca bu aramalar için sabahın erken sayılabilecek bir saatinin veya mesai sonrasının niçin tercih edildiği ise bilinmemektedir. Ancak ilginç biçimde bu yoğun arama trafiğinden sonra, 27 Temmuz 2016 günü Kurumunuz uzman yardımcısı Onur Ördek’ten ekte örneği olan bir e-posta mesajı alınmıştır. Bu mesajda ise tarafımdan ne talep edildiği belirtilmemiş; aksine Kurumunuzu telefonla aramam istenilmişse de bu istek, ciddi ve doğru bulunmadığı için gereği yerine getirilmemiştir.

Ne var ki aynı gün, bu mesajdan kısa bir süre sonra, yeniden telefonla bana ulaşılmaya çalışılınca bu kez ekteki mesaj yazılmak suretiyle uzmanınız uyarılmıştır. Bunun üzerine adı geçen tarafından yazılan mesajda, telefonla ve e-posta ile ulaşmanın “basit, hızlı ve daha az masraflı olduğu” için Kurumunuzca uygulanan “mutat” bir usul olduğu ifade edilmiştir. Hiç kuşkusuz e-posta açısından son derece doğru ve isabetli olan bu açıklamanın “telefon” açısından kabul edilmesine imkân ve ihtimal yoktur. Zira resmi olarak kayıt altına alınmamış bir telefon görüşmesinin hukuki herhangi bir değeri olmadığı gibi mesai saatleri dışında yahut erken saatlerde ev ve cep telefonunun ısrarlı şekilde aranması da Türk Ceza Kanunu kapsamında (m. 123) suç teşkil eden bir fiil olarak bile telakki edilebilir.


Bu vesileyle yeri geldiği için belirtmek gerekir ki 01 Ekim 2015 tarihinde Turgut Özal Üniversitesi tarafından son derece haksız ve dayanaksız biçimde sözleşmem feshedilirken yaklaşık bir ay boyunca göreve gitmediğim iddiasına dayanıldığı ve hakkımda tutanak tutulduğu ileri sürüldüğü halde ne bu tutanaklar tarafıma tebliğ edilmiş ne de e-posta veya posta yoluyla “yazılı” hiçbir bildirim yapılmamıştır. İlginç olansa bu işlemin iptali için açılan davada adı geçen Üniversite tarafından “bana telefonla ulaşılamadığı” savunmasının yapılmış olmasıdır. Yine benzer şekilde Vakıfbank’la yaşadığım hukuki bir sorunda ise “yazılı” cevap vermekten kaçınılmış; ancak “telefonla ulaşmam” halinde cevap verileceği ifade edilmiştir.

Sayısı çoğaltılabilecek bu örneklerin, devlet ve hukuk ciddiyetiyle bağdaşmayan, muhtemel sorunlar ve uyuşmazlıklar doğmasına yol açarak böylece süreçlerin uzatılmasına neden olabilecek bildik FETÖ/PDY taktikleri olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle taciz boyutuna varan benzer bir örnekle Kurumunuzda karşılaşmak beni son derece şaşırtıp üzmüş; bütün olumlu kanaatlerimi de ne yazık ki yerle bir etmiştir.

Vurgulayarak belirtmek gerekir ki Kurumunuza yapılan şikâyet başvurularımdan üçü, Turgut Özal Üniversitesi yönetiminin, kendisini adeta hukukun üstünde gören cüretkâr tavrına ilişkin son derece güçlü veriler sunduğu gibi, bu Üniversitenin FETÖ/PDY bağlantısıyla ilgili çok önemli bilgileri de aylar öncesinden “devlet”in dikkatine sunmuşsa da diğer pek çok kurumda olduğu gibi sizin Kurumunuzda da bu görmezden gelinmiştir.

Ne var ki 23 Temmuz 2016 tarihinde yürürlüğe giren 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) ile bağlantısı nedeniyle Turgut Özal Üniversitesinin faaliyetine son verilmiştir. Kuşkusuz bu sonuç, daha fazla söze hacet bırakmamış; bir manada ilahi adalet tecelli etmiş; böylece aylardır bana ve aileme zalimane şekilde yaşatılan ağır maddi ve manevi baskıya katlanmak konusunda ilahi bir destek ve moral olmuştur.

İşte bu nedenle aylardır sesimi, çığlığımı ve haykırışımı sırf kendisinden olmadığım yahut arka çıkacak bir “adam” bulamadığım için duymayan, duymak istemeyen, duyup da “hak etmiş!” diye infaz eden fanilerden ne bir umudum ne de beklentim var! Zira adalet dille değil, gönülle ve vicdanla dağıtılır; biz de adaleti, dilinde pelesenk eden fanilerden değil, sahibinden diliyor ve bekliyoruz! Biliyoruz ki Allah sabredenlerle beraberdir.

Gereği için bilgilerinize sunulur.

Kaygıyla,
İ. Halil Asilbay

17 Nisan 2018 Salı

FETÖ'nün Gaybubet Evlerine Baskınlar Sürüyor

Türkiye genelindeki FETÖ operasyonlarında mahrem imamlar, askerler, eski emniyet müdürleri, sohbet ağabeyleri ve FETÖ'cü emniyetçilerin eşleri gözaltına alındı. En dikkat çeken gözaltı gaybubet evlerinden oldu.



8 gaybubet evinin basıldığı, flaş isimlerin  ve emniyetçi eşlerinin de gözaltına alındığı operasyonlarda yakalananların birinde tam 61 bin dolar nakit para ele geçirildi.

FETÖ EYALET SORUMLUSU YAKALANDI


Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, FETÖ/PDY'nin eğitim yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında örgütün sözde Çukurova Eyalet Talebe Mesulü" olduğu öne sürülen Abdulsamet S.nin yakalanması için operasyon başlattı. Ekipler şüpheliyi, eşi Esin S. ile merkez Çukurova ilçesi Belediyeevleri Mahallesi'nde otomobille seyir halindeyken yakaladı. Abdulsamet S. sorgulanmak üzere Emniyet Müdürlüğüne götürüldü, Esin S. ise hakkında yürütülen bir FETÖ/PDY soruşturması kapsamında arandığı gerekçesiyle Mersin Emniyet Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi. Şüphelilerin ikamet ettiği evde yapılan aramada 20 bin lira ele geçirildi.

FETÖ'CÜ 61 BİN DOLARLA YAKALANDI


Adana Emniyet Müdürlüğünce terör örgütünün eğitim yapılanmasında Adana sorumlusu olarak yer aldığı iddiasıyla aranan Güngör G. de İstanbul'da polis ekiplerince üzerinde 61 bin dolar ve başkasının adına düzenlenmiş kimlikle yakalandı. Adana'ya getirilen şüpheli, hakkındaki suçlamayı kabul etmeyerek, “yaşam koçluğu” yaparak geçimini sağladığını öne sürdü. Her üç şüpheli de işlemlerinin ardından çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

SAMSUN'DA EŞLER GÖZALTINDA


Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince FETÖ/PDY'ye yönelik Samsun merkez ve ilçelerinde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Örgütün şifreli haberleşme uygulaması “ByLock”u kullandıkları tespit edilen ve emniyet mensuplarının eşleri olan 7 kadın gözaltına alındı. Zanlılar Emniyete götürüldü.

8 GAYBUBET EVİ BASILDI


Konya'da FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturma kapsamında, 8'i “gaybubet evi” olarak adlandırılan hücre evi olmak üzere 37 adrese baskın yapıldı. Gözaltına alınanların sayısı 83'e çıktı. Zanlıların ifadeleri, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde alınıyor. Baskın yapılan yerlerin, örgütün uyuyan hücre olarak kurduğu evler olduğu belirlendi. Bu evlerde kalanların, FETÖ soruşturmaları kapsamında aranmadığı, örgütten düzenli para aldıkları, evlerinden zorda kalmadıkça dışarıya çıkmadıkları tespit edildi. Evde kalanlardan seçilen “abi” konumundaki kişinin, her ay bir kez farklı isimler kullanarak aldığı hızlı tren biletiyle Ankara'ya gidip geldiği belirlendi.

KAMERA TAKILINCA EVİ DEĞİŞTİRİYORLAR


Örgüt üyelerinden, 5 isim kullandığı tespit edilen S.K.nin kontrolündeki uyuyan hücre evinde, davlumbaz içinde iki cep telefonu bulunduğu, çok sayıda sahte kimlik ele geçirildiği öğrenildi. Şüphelilerin kaldığı evlerin bulunduğu binalarda güvenlik kamerası olmadığı, güvenlik kamerası takılması durumunda evin değiştirildiği tespit edildi. Baskın sırasında yakalanan şüphelilerin cep telefonlarını formatlamaya çalıştığı, ancak polisin dikkati sayesinde telefonlara el konularak Siber Suçlarla Mücadele Şubesinde incelemeye alındığı belirtildi.

KAYSERİ ASKERİ MAHREM YAPILANMASI


Kayseri merkezli 5 ilde FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturma kapsamında 17'si muvazzaf astsubay 23 kişi gözaltına alınmıştı. Sanıklardan 11'inin daha Emniyetteki işlemleri tamamlandı. Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirilen zanlılar adliyeye sevk edildi. Soruşturma kapsamında dün adliyeye sevk edilen 12 şüpheliden 9 muvazzaf asker mahkemece tutuklanmış, 3'ü adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Operasyonda, adreslerinde bulunamayan 5 şüphelinin yakalanması için çalışmalar sürüyor.

SİVAS'TA 3 EMNİYET MÜDÜRÜ GÖZALTINDA


Sivas Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, 2014 yılından sonra örgüt içerisinde faaliyet yürüttüğü tespit edilen ve açığa alınan 4. sınıf emniyet müdürleri H.M. ve H.Y. ile resen emekli İ.A. hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince Sivas ve İzmir'de eş zamanlı düzenlenen operasyonda 3 şüpheli gözaltına alındı. Sivas'ta getirilerek sağlık kontrolünden geçirilen zanlılar, işlemleri için Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

MAHREM İMAM YAKALANDI


Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında örgütün “polis mahrem imamı” olduğu iddiasıyla hakkında yakalama kararı çıkartılan Oktay Akalan'ın, Samsun Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, Manisa'da olduğunu tespit edildi. FETÖ/PDY soruşturması kapsamında kapatılan Canik Başarı Üniversitesinin öğrenci işleri daire başkanı Akalan, Manisa'daki birimlerle yapılan irtibat sonucu gözaltına alındı. Örgütün şifreli haberleşme uygulaması “ByLock”u kullandığı tespit edilen şüpheli, Samsun'a getirildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlı, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

FETÖ SOHBET ABİSİ YAKALANDI


Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında örgütün “sohbet abisi” olduğu iddiasıyla hakkında yakalama kararı bulunan Yaman, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince Atakum ilçesi Yenimahalle Mahallesi'nde belirlenen adreste gözaltına alındı. Örgütün şifreli haberleşme uygulaması “ByLock”u kullandığı tespit edilen Yaman, Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Zanlı, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

ESKİŞEHİR GÖZALTI


İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında “terör örgütüne üye olmak” suçundan hakkında yakalama kararı bulunan emekli polis memuru Halit E.yi gözaltına aldı. Zanlının, emniyetteki işlemlerinin ardından soruşturmanın sürdüğü Bitlis'e gönderileceği öğrenildi.

SERREHBER!


İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde hakkında yakalama kararı bulunan Mehmet Fuat A.nın yakalanması için çalışma başlattı. Bisikletiyle kaçmaya çalışan şüpheliyi takibe alan ekipler, KHK ile kapatılan örgüte ait bir özel eğitim kurumunda öğretmenlik yaptığı belirtilen Mehmet Fuat A.yı üzerinde bulunan flaş belleği imha etmek isterken suçüstü yakaladı. Gözaltına alınan zanlının, örgüt içerisinde “serrehber” görevinde bulunduğu öğrenildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheli, tutuklandı.

Kaynak: İnternethaber

15 Nisan 2018 Pazar

FETÖ'nün Gaybubet Evlerine Ağır Darbe: 600 Kişi Yakalandı

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) “gaybubet evi” olarak adlandırılan hücre evleri ile öğrenci evlerine yönelik 1 Ocak'tan bu yana ülke genelinde gerçekleştirilen operasyonlarda aralarında “şike hakimi” ve firari eski “HSYK Genel Sekreteri”nin de bulunduğu 600 şüpheli yakalandı.



FETÖ üyelerinin tespiti ve adalete teslim edilmesine yönelik çalışmalar yürüten güvenlik güçleri, örgütün “gaybubet evi” olarak adlandırılan hücre evlerine operasyonlar düzenledi. Hücre evlerine yönelik 1 Ocak'tan bu yana ülke genelinde 27 il merkezli 51 operasyonda 300 civarında gaybubet evi ortaya çıkarıldı. Güvenlik güçlerinin titiz takibi sonucu yapılan operasyonlar sonucu 600 şüpheli gözaltına alındı, 225'i tutuklandı.

Operasyonlarda FETÖ'nün yargı yapılanmasına yönelik toplantıları organize eden eski Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Genel Sekreteri ve Yargıtay üyesi firari Mehmet Kaya Çanakkale'de, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince hakkında arama kararı bulunan “şike davası” hakimi Hikmet Şen de Bursa'da yakalandı. Gözaltına alınanlar arasında örgütte mahrem imambüyük bölge abileribüyük bölge sorumlularıpolis ve asker mahrem abileriil ablaları ve finans sorumluları gibi önemli kişiler de yer aldı.

Operasyonlar kapsamında güvenlik güçleri, örgütle ilgili önemli bilgilere de ulaştı. Güvenlik güçleri, çöküş sürecine giren örgütün yeniden yapılanma çabasında olduğunu tespit etti.

MODERN MAĞARA

FETÖ'nün son dönemlerde haberleşmede kullandığı tespit edilen “Falcon” üzerinden gönderilen mesajları inceleyen güvenlik güçleri, terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'in çözülmeleri önlemeye, örgüt üyelerini diri tutmaya ve “gaybubet evi” adı verilen hücre evlerinde saklanmaya devam edilmesine yönelik talimatlarını örgüt yöneticilerinin “Falcon” üzerinden aktardığını belirledi. Örgüt, gaybubet adındaki hücre evlerini “modern mağara” olarak nitelendirirken bu yerlerde saklanmanın ödül olacağı ileri sürüldü. Falcon'dan gönderilen mesajlarda hücre evlerinde saklanmak “ibadet” sayıldı. Bu konuyla ilgili gönderilen bir mesajda “Gaybubette geçirdiğimiz her dakika, bir gün ibadet yerine geçiyor.” ifadeleri yer aldı.

Gaybubet evlerine yönelik operasyonlarda ayrıca yüklü miktarda Türk lirası, dolar ve avro ile çok sayıda dijital materyal, sahte kimlikler, başkaları adına düzenlenmiş sahte belgeler de ele geçirildi. Operasyonlarda yakalanan şüphelilerin büyük bölümünün ByLock da kullandıkları tespit edildi.

ÖNEMLİ OPERASYONLAR

Adana'da 12 Ocak'ta polis ekiplerinin, FETÖ/PDY'ye yönelik yaptığı çalışmalar kapsamında kent genelindeki 12 gaybubet evi ortaya çıkartıldı. Belirlenen adreslere düzenlenen operasyonlarda yakalanan 23 zanlıdan 22'si tutuklandı. Antalya'da 19 Ocak'ta gerçekleştirilen gaybubet evi operasyonunda FETÖ'nün darbe teşebbüsünden bir gün sonra haklarında yakalama kararı çıkarılan, örgütün üst düzey sorumlularından olduğu ileri sürülen hakim ve savcı çift gözaltına alındı.

Samsun'da 25 Ocak'ta FETÖ/PDY'nin mahrem imamlar yapılanmasına yönelik operasyonda 3 şüpheli, örgütün “gaybubet evi”nde gözaltına alındı. Çanakkale merkezli 2 ilde FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturma kapsamında örgütün “gaybubet evleri”ne 8 Şubat'ta düzenlenen operasyonda firari eski Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Genel Sekreteri ve Yargıtay üyesi Mehmet Kaya'nın da aralarında bulunduğu 21 zanlı gözaltına alındı. Bursa'da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında örgüt üyelerinin “gaybubet evi” olarak adlandırdıkları 22 hücre evine 9 Şubat'ta düzenlenen operasyonda 26 kişi gözaltına alındı. Bu kişilerden 17'si tutuklandı. Mersin'de terör örgütü FETÖ/PDY'nin üye bulma ve yeniden yapılanarak para toplama çalışmalarına başladığının belirlenmesi üzerine 20 Şubat'ta 111 ev ve 2 etüt merkezine yönelik operasyonlarda 88 şüpheli gözaltına alındı. Tekirdağ Emniyet Müdürlüğünce FETÖ/PDY'nin hücre evlerine 26 Şubat'ta düzenlenen operasyonlarda 42 şüpheli gözaltına alındı.

FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturma kapsamında Balıkesir merkezli 5 ilde 29 Mart'ta 63 adrese 600 polisin katılımıyla düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 89 şüpheli gözaltına alındı. Balıkesir, İzmir, Manisa, Denizli ve Uşak'ta, aralarında 24 gaybubet (hücre evi), 14 öğrenci ve 5 güvenli evin de bulunduğu 63 adrese yapılan operasyonda gözaltına alınan 89 zanlıdan 44'ü tutuklandı. Trabzon'da FETÖ/PDY'nin hücre evlerine yönelik 29 Mart'ta gerçekleştirilen operasyonda 38 şüpheli yakalandı.

Bursa'da FETÖ/PDY'nin 12 “gaybubet evi”ne yönelik 30 Mart'ta düzenlenen operasyonda aralarında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince hakkında arama kaydı bulunan “şike davası” hakimi Hikmet Şen ve bir stajyer avukatın da yer aldığı 21 kişi gözaltına alındı. Ankara'daki FETÖ/PDY soruşturması kapsamında aranan eski Emniyet Müdürü H.Y. ve Kurmay Yarbay M.E.C, 6 Nisan'da örgütün Kayseri'deki gaybubet evlerinde yakalandı. Adana'da, FETÖ/PDY'nin üst düzey yöneticisi olduğu iddia edilen 6 şüpheli, 12 Nisan'da gaybubet evi olarak adlandırılan hücre evinde gözaltına alındı.

Konya'da FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturma kapsamında 8'i gaybubet evi olarak adlandırılan hücre evi olmak üzere 37 adrese 13 Nisan'da düzenlenen operasyonda 77 şüpheli gözaltına alındı.

MAHREM İMAMLARA YÖNELİK OPERASYON

Ülke genelinde örgütün mahrem imamlarına yönelik operasyonlar da aralıksız sürüyor. Bu kapsamda ülke genelinde Antalya, Muş, Muğla, Tokat, Kırşehir, Bayburt, Niğde, Eskişehir, Bolu, Samsun, Kayseri, Konya, Aydın, Aksaray, Çanakkale, Balıkesir, Ağrı, Muş, Bursa ve Zonguldak'ta düzenlenen operasyonlarda 257 şüpheli gözaltına alındı, 56'sı tutuklandı.

Çok sayıda şüphelinin emniyetteki işlemleri sürerken güvenlik güçleri, elde ettikleri bilgiler çerçevesinde araştırmalarına devam ediyor.

15 Temmuz 2016'daki hain darbe girişimi sonrası güvenlik güçlerinin başarılı operasyonlarıyla çöküş sürecine giren FETÖ'nün TSK içindeki mahrem yapılanmasında yer alan muvazzaf askerler de titizlikle yürütülen soruşturmalarla belirleniyor.

Bu yılın ilk 3,5 ayında düzenlenen operasyonlarla örgütün TSK'deki yapılanmasına da büyük darbe vuruldu. Ülke genelinde örgütün askeri mahrem yapılanmasında yer aldıkları belirlenen 2 bin 160'a yakın muvazzaf asker gözaltına alındı, yaklaşık 550'si tutuklandı. Birçok şehirde yürütülen soruşturmalar kapsamında çok sayıda muvazzaf asker hakkında da yakalama kararı çıkarıldı. Güvenlik güçleri, bu kişilerin yakalanması için çalışmalarına aralıksız devam ediyor.

Kaynak: Milliyet

7 Şubat 2018 Çarşamba

Tutuklanmamak için Evlenip Hamile Kalan FETÖ'nün İzdivaç Ablası

FETÖ'nün avukat yapılanması kapsamında, avukat Özge Elif Hendekçi hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.



Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) avukat yapılanması kapsamında hakkında 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan avukat Özge Elif Hendekçi'nin örgütün “izdivaç ablası” olduğu belirtilerek, sanığın tutuklanmamak ya da tutuklanması durumunda mağduriyet algısı oluşturmak için hamile kaldığının değerlendirildiği kaydedildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca, FETÖ'nün avukat yapılanması kapsamında avukat Özge Elif Hendekçi hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.

Soruşturma sonucunda hazırlanan ve gönderildiği mahkemece kabul edilen 25 sayfalık iddianamede, sanığın FETÖ'ye yönelik soruşturma kapsamında 17 Ağustos 2017'de gözaltına alındığı, 23 Ağustos 2017'de ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı anlatıldı.

Sanık Hendekçi hakkında 2017 yılı içerisinde emniyete gelen ihbara yer verilen iddianamede, ihbarda, “Hendekçi'nin FETÖ'cü olduğu, örgüt evlerinde kaldığı ve ByLock programı kullandığı” bilgisine yer verildiği belirtildi.

Soruşturma sürecinde sanık Hendekçi'nin annesi adına kayıtlı hat ile 26 Aralık 2014'ten itibaren ByLock programını kullandığı anlatılan iddianamede, soruşturmada yer alan başka bir şüphelinin, Hendekçi hakkındaki beyanlarına da yer verildi. Söz konusu şüpheli, Hendekçi'nin örgüt elebaşısı Fetullah Gülen'i savunur nitelikte söylemlerde bulunduğunu, ByLock programını kullandığını söyledi.

İddianamede, Hendekçi'nin ifadesinde, ByLock programını kullanmadığını ve örgütle iş ilişkisi dışında irtibatının olmadığını iddia ettiği kaydedildi.

ÖRGÜTÜN HAMİLELİK TAKTİĞİ

Ülke çapında FETÖ soruşturmaları kapsamında, kadın şüphelilerin çoğu kez operasyon ve soruşturma zamanlarında hamile olduklarının tespit edildiği aktarılan iddianamede, örgütün insani ve vicdani bir durum olan hamilelik olgusunu kullanarak, evli olanlara, soruşturma ve kovuşturma süreçlerinden kurtarmak yahut daha hafif şekilde atlatmalarını sağlamak amacıyla hamile kalmaları talimatı verdiği vurgulandı.

Sanık Hendekçi'nin gözaltına alındığında hamile olduğunun anlaşıldığı belirtilen iddianamede, şüphelinin nüfus kaydı incelendiğinde 22 Ocak 2017'de evlendiği, 10 Mart 2017'de ise yaklaşık 1,5 ay sonra boşandığının tespit edildiği anlatıldı.

Hendekçi'nin evlenip hamile kalmasının ByLock programını kullanması nedeniyle ağır soruşturma tedbirlerinin uygulanmamasına, uygulanması halinde de mağduriyete dair örgüt propagandasına yönelik (tutuklama) örgütsel taktik ve strateji kapsamında gerçekleştiğinin değerlendirildiği vurgulanan iddianamede, dava dosyasında sanığın ByLock yazışmalarına ve gruplarına ilişkin bilgilerin yer aldığı belirtildi.

İddianamede, sanık Özge Elif Hendekçi'nin, söz konusu ByLock yazışmalarında, avukatlık görevi yanında aynı zamanda irtibatlı olduğu şahıslara ilişkin örgütsel evlilikleri organize misyonunun da kendisine verildiği, yazışmaların çoğunlukla bu minvalde olduğunun görüldüğü kaydedildi. İddianamede, sanığın bu nedenle üzerine atılı "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

BYLOCK YAZIŞMALARI

Dava dosyasında yer alan sanık Hendekçi'nin diğer örgüt üyeleri ile ByLock yazışmalarından bazıları şöyle:
- Bu kızımız çok iyi bir kız ama malum yaşı biraz büyüdü. Artık evlenmesi lazım!
- Başörtüsünü açar mı ? Açarsa tc lazım açamazsa benim bulmam zor Özge!
- Yine aklımda bulunsun ama Ankara'da şakirt biri varmış. Abiyle bi konuşacaklar ne dersin?
- Reyhanın eşi birimde...
- Başörtüsü açmayacaksın bölgede olan biri olu mu demiş...
- Rimeli sürüp pantolonumu giyip gelirim!
- Merhaba Özge, Konya'dan olan biri var. Sana bahsettiğim vardı ya o küçük...
- Çocuk birkaç yaş küçük olsa diyo...
- Zamanın şakirdi işte...
- Başını açarsa ve maddiyat önemli değil derse birime sorabilirim.
- Kakaodan beni ekle kimliğim, kutakilu... 
- Sana bir kurban gönderiyorum.
- Boy, kilo, ve resim ayrıntılarını yollayacağım.
- Abla bu arkadaşı bölgeye versen... Başını açamaz ama izdivacı önemli. Ailesi bastırıyormuş dışarıdan biri olsun istemiyormuş.
- Meslek fark etmez, vazife yapmış biri...
- Gönderdiğin kızı verdim bir şey çıkar...
- Erzincanlı, Hukuk mezunu, doğulu Kürt olabilir sıkıntı yok. Başörtüsü açılması gerekiyorsa olur.
- Esmer olursa iyi olurmuş illa kriter istenirse bu olsun, dedi.
- Ceza notu isimli dökümanın tüm avukat abiler ile tüm tutuklu sanıklar ile paylaşılması gerekmektedir.
Dava dosyasında, sanığın ByLock'ta bulunduğu grupların yanı sıra aralarında avukat, polis ve kamu görevlilerin de bulunduğu “ByLock arkadaşları” da yer alıyor.

Bu arada sanık Hendekçi, bir dönem FETÖ'nün yasa dışı dinleme davasında sanık polislerin avukatlığını da yapıyordu.

Kaynak: AA